Syriza Avrupa’nın üstünde dolaşan hayalet mi?

Syriza Avrupa’nın üstünde dolaşan hayalet mi?

 

 

Emrah Aslan Syriza`nın Basın ve Halkla İlişkiler Birimi`nden Christos Kanellopoulos ile partinin başarısını, eleştirleri ve son gelişmeleri konuştu.

 

Yunanistan`da 2008`den bu tarafa süren ciddi bir kriz dalgası var ve bunun en ağır devresinde Syriza iktidara geldi. İlk sorum şu: Syriza`nın diğer siyasal partilerden farkı nedir ve Yunan halkı niçin sizi tercih etti?

 Syriza, farklı sol hareketlerin oluşturduğu bir koalisyon ve en önemlisi de Syriza`nın çizgisi, kriz döneminde ortaya çıkan ve popüler bir muhalif söyleme oturan fenomenler değil. Syriza, kriz öncesi dönemden beri demokratik sosyalizm referanslı siyasal ve ekonomik önerilere sahip bir siyasal partidir ve aslında “kriz dönemine karşı önerdiklerimiz”, yıllardır dillendirdiğimiz şeyler, yeni değiller. Yakın bir döneme kadar az bir oy oranımız olmasına rağmen, özellikle üniversite gençliği ve emekçiler arasında bir tabanımız vardı. Bizim oylarımızı katlayarak bugün Yunanistan`ın en büyük siyasal partisi haline gelmemizde söylemlerimiz kadar, bu tabanın da büyük bir rolü var. Yakın zamanda iki genel seçim geçirdik ve her iki seçimde de toplum, krizle mücadele ve bizce daha da önemlisi yeni bir ülke inşa etme görevini bize verdi. Bizim Yunan toplumundan aldığımız mesaj, krizle mücadeleden öte, krizle mücadeleyi de kapsayan bir “yeniden inşa” sürecini başlatmamız gerektiğiydi.

 

Demokratik sosyalizm demişken, ideoloji bağlamında bir soru sormak istiyorum. Syriza`nın politika önerilerine bakıp, “Gerçek sosyal demokrasi aslında bu.” yorumları da yapılıyor.

Syriza sosyal demokrat bir parti değil, bunu vurgulamak istiyorum. Biz, sosyalist değerler üzerinden politika inşa eden ve iktidar imkanlarımız üzerinden bunları uygulamak isteyen bir partiyiz. Sosyal demokrat hareketlerin, bugün içerisinde bulunduğumuz krize neden olan düzenin esas bir öznesi olduğunu düşünüyoruz ve bu nedenle krizle mücadele edecek gücün de, ancak sistem dışından gelen bir hareket olduğu ölçüde etkili ve anlamlı olacağını düşünüyoruz.

Christos Kanellopoulos
Christos Kanellopoulos

SİYASET HERKESLE KONUŞABİLMEKTİR

Sosyal demokratlara dahi bu kadar eleştirel yaklaştığınız bilinirken, sağ – popülist bir partiyle koalisyon ortaklığını tercih etmeniz, özellikle Eylül seçimlerinden sonra da aynı tercihte bulunmanız gerek tabanınızda, gerekse Syriza dışı sol tabanda epey yadırgandı. Bu tercihin nedeni nedir?

Bu bize yaygın olarak yöneltilen bir soru ve insanlar genelde bu soruyu sorarken basit bir mantık yürütüyor: Bir sol parti varken niçin sağdaki bir partiyle siyasal partnerlik ilişkisi kuruyorlar? Bu sorunun iki boyutlu bir yanıtı var. İlki, PASOK`la kurulacak bir koalisyonun anlamsızlığı. Biz Syriza olarak, PASOK`un, ülkenin içinde bulunduğu durumda en büyük pay sahibi olan kurum olduğunu düşünüyoruz. Özellikle son 40 yıldır ülkeyi en çok onlar yönettiler, kamu yönetiminde/bürokraside hala ve hala en çok onlar etkili. Bu köhne ve yerleşik toprağı silkelemedikçe Yunanistan`da bir şey değişmesi olanaksız. Biz, Yunanistan`da oligarşik bir düzenin bulunduğunu ve PASOK`un da, bu düzenin en büyük paydası olduğunu düşünüyoruz. O nedenle, yeni bir ülke inşa etme motivasyonuyla yola çıkan Syrıza için PASOK, bir koalisyon partneri olamaz.

Meclis`teki irili ufaklı sol partilere gelecek olursak, bunlardan kimisi kökten bir AB karşıtlığına sahipken, bir kısmı da sol değerlere ihanet ettiğimizi düşünüyor. Biz en başından beri, AB`nin kurucu değerlerine ve varlığına inandığımızı belirttik, sosyal bir Avrupa için mücadele edilmesi gerektiğini söyledik, Yunanistan`ın yerinin Euro bölgesi olduğunu vurguladık. Mevcut koalisyon ortağımız, kreditörlerle imzalanan anlaşmalara bizim gibi karşı olan, bu aşamadan (imza aşaması) sonraki sürecin de toplumdan yana politikalarla sürdürülmesi gerektiğini düşünen bir parti.

 

Anlıyorum, fakat bu partnerlik ilişkisinin güçlükleri yok mu? Sözgelimi Lgbti haklarıyla ilgili bir düzenlemeyi ya da sağcı ortağınızın pek olumlu yaklaşmayacağı diğer düzenlemeleri Meclis`ten nasıl geçireceksiniz?

 Mesela Lgbti haklarıyla ilgili bir düzenleme Meclis`e geldiğinde, ki şu an hemcins insanlar arasındaki medeni birlikteliği düzenlemeyi hedefleyen bir çalışma var, bunu Meclis`teki diğer sol partilerin desteğiyle yasalaştırmayı planlıyoruz. Koalisyon ortağımızla anlaşamayacağımız konular, genelde diğer sol partilerin de destek vereceği türde düzenlemeler olacak gibi gözüküyor ki, bunu koalisyon görüşmelerinde konuştuk. Bu türden farklı düşünmelerin koalisyona zarar vereceğini düşünmüyorum ve şunu ısrarla vurgulamak istiyorum, mevcut koalisyon hükümeti 4 yıl boyunca görev yapacak, uzun vadeli bir hükümettir.

yunan gösterisi(1)

KRİZ 5 YILDIR VAR

Yeni bir Yunanistan inşa etmekten bahsettiniz, fakat size gerek soldan, gerekse sağdan gelen en temel eleştiri de bu bağlamda geliyor: Yeni bir ülke inşa etme söyleminize tezat oluşturacak şekilde, kreditörlerle anlaşmayı imzalayıp, talep edilen reformları gerçekleştirmeyi kabul ederek düzenin bir parçası haline gelmeyi kabullendiğiniz eleştirileri var.

Bu yaygın ve sık dillendirilen bir eleştiri, fakat haksız. Öncelikle şunu unutmamak elzem ki, biz iktidara geldiğimizde Yunanistan, krize gireli yaklaşık 5 yıl olmuştu ve kreditörlerle defalarca görüşülmüştü, farklı anlaşmalar imzalanmıştı. Biz kreditörlerle görüştük, bu bir çelişki değil, görüşmeden hiçbir şeyi çözemezsiniz. Ortada bir kriz var ve farklı muhataplarınız var, o muhtaplarla görüşmeksizin sorunu çözmeniz olası değil. Ocak seçimleri öncesinde temellendirdiğimiz tüm tezleri, Avrupalı ortaklarımızla müzakerelerde olduğu şekliyle onlara ilettik. İstihdama, daha çok yatırıma ve üretime dönük bir politika ile krizin aşılabileceğini, borç ödemeye odaklı bir mali programın orta ve uzun vadede yeni krizler doğurmaya neden olacağını söyledik ve en önemlisi biz, Yunanistan`ın borçlarını ödemeye istekli olduğunu defalarca vurguladık ve krizin nedeninin Yunan halkı olmadığını açıkladık. Yıllardan beri süregelen yanlış PASOK – Yeni Demokrasi politikalarının ülkeyi krize ve iflasa sürüklediğini anlattık. Bizim müzakere masasında talep ettiğimiz şeylerin ortak özelliği, kriz döngüsünden çıkışın daha çok üretimle, daha çok istihdamla ve daha çok yatırımla çözülecek bir mesele olduğuydu ve muhataplarımızla ayrıldığımız temel husus da tam olarak buradan kaynaklanıyordu. Onların bize dayatmak istediği şey, daha çok kemer sıkmamız, alım gücünü daha da düşürmemiz, daha çok özelleştirme geliri elde etmemiz ve bir an önce borçları ödememiz. Oysa biz, uzun vadeli, kalıcı ve üretime, büyümeye dayalı bir çıkış yolunu benimsiyoruz.

 

Peki müzakere masasında görüşmeler sürerken Çipras`ın referanduma gitmesi ve % 61`i bulan hayır oyunun desteğini almasına karşın muhataplarının istediği bir anlaşmaya imza atması nasıl gerçekleşti? Çipras`ın bu tavrı solun bazı kesimlerinde ciddi bir hayal kırıklığı ve inandırıcılık sorunu yarattı.

Muhataplarımız bize karşı en ufak bir tolerans tanımadılar. Müzakere dediğimiz şey, tarafların karşılıklı esnekliğine dayanır ve karşılıklı esnemelerin buluştuğu yerde müzakereler başarıya ulaşmış olur. Aslında muhataplarımızla aramızdaki iletişim bir müzakereden çok Yunanistan`a dayatmada bulunmaya dönük bir zorbalıktı. Yunanistan Avrupa Birliği`nin ve Euro bölgesinin üyesi, iktidarımız da Yunanistan Avrupa perspektifini savunuyor. Başbakan Çipras`ın, müzakere süreciyle ilgili, “Kafamıza silah dayadılar.” ifadesi vardı ki bu, durumu anlatması bakımından kesinlikle doğru. Anlaşmaya imza attık, çünkü Yunanistan`ın bir bilinmeze doğru yol almasını ve Avrupa zemininden kopmasını istemiyoruz. Avrupa perspektifini koruyarak, içeriden mücadele ederek farklı bir perspektifin mümkün olduğunu göstermeye çabalayacağız.

 emrah1

TÜRKİYE’DEKİ SOLU ÖNEMSİYORUZ

Söyledikleriniz kulağa hoş geliyor fakat nasıl olacak bu? 86 milyar Euro`luk bir anlaşma imzaladınız ve bu anlaşmaya referansla, yapmanız gerekenlerin neo-liberal reformlar olduğu da çok net. Bu zeminden nasıl bir farklı dünya perspektifi çıkacak?

 Sözgelimi anlaşmanın kapsamında özelleştirmeler ve vergilerin arttırılması var, memur sayısının azaltılması ve emeklilere dönük tasarruf içeren kimi düzenlemeler var. Bunların hemen hepsinin, seçimlerden önce sunduğumuz politika önerileriyle bağdaşmağı açık. Fakat bizim iddiamız şudur ki, Avrupalı muhataplarımızla imzaladığımız anlaşmada yer alan zorunlu tedbirler ne olursa olsun, bu tedbirler sonucu elde edilecek gelirleri toplumdan ve emekten yana bir perspektifle harcamak da mümkün. Evet, vergiler yükseltiliyor, fakat elde edilecek vergi gelirleri daha adil, toplumcu ve demokratik bir motivasyonla harcanacak. Bunun kolay olmadığını biliyoruz, fakat çabalayacağız. Bunu başarmak için çok dikkatli ve yoğun bir çalışmanın içerisindeyiz.

 

Türkiye`de solunda da yoğun bir Syriza tartışması var. Türkiye`de kendini solda konumlayan iki parti CHP ve HDP. Sizce hangi partinin çizgisi sizi daha yansıtıyor?

CHP, Cumhuriyet`in kurucu partisi olmakla övünüyor ve kendini devletle özdeleştirir bir havası var. Partide hala güçlü durumda olduğunu düşündüğümüz tarihsel Kemalist refleksler, bizim açımızdan sorun teşkil ediyor. Fakat bununla birlikte, CHP`de kayda değer bir sol kanat olduğunu da biliyoruz ve bunu çok değerli buluyoruz. Sanırım CHP`nin ideolojik duruşu netleştikçe, partinin ne olmak istediğine karar vermesi de kolaylaşacak. Sorunuz bağlamında yanıt verecek olursam, Türkiye`de bizim politik olarak en yakın gördüğümüz parti, HDP. Etnik ve dinsel azınlıkların haklarını savunuyorlar, toplumsal cinsiyet konusuna duyarlılar, çoğulcu bir ülke perspektifleri var. HDP`nin güçlenmesini oldukça önemli ve Türkiye`deki demokrasi yanlısı güçlerin güçlenmesi anlamında anlamlı buluyoruz.

 

 

 

 

 

 

1986`da Berlin`de doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul`da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. DAAD bursiyeri olarak Hamburg ve Akdeniz Üniversitelerinin ortak yüksek lisans programı olan Euromaster`i tamamladı. CHP ve SODEV üyesi. Taraf, Radikal ve Yeni Şafak`ta yazıları yayınlandı. Nüve`de yazıyor.

Düşüncenizi Paylaşın