Türkiye Rus uçağını niye düşürdü?

Türkiye Rus uçağını niye düşürdü?

Rusya’ya ait Su-24 tipi bir Rus uçağı Türkiye tarafından dün Suriye sınırında düşürüldü. Uçağın “hava sahasını ihlal ettiği ve uyarılara da aldırmadığı için angajman kuralları çerçevesinde düşürüldüğü” belirtildi. Peki bu açıklama ne kadar gerçeği yansıtıyor? Rus uçağı neden düşürüldü?

 

UÇAK DÜŞÜRÜLMESİ HAKLI MI?

Türk yetkililer tarafından yapılan resmi açıklama bu olmasına karşın, bu neden bir uçağın düşürülmesi için yeterli değil. Özellikle Doğu Avrupa’da, Rus uçakları sıklıkla sınır ve angajman kullarını ihlal ediyor. Ancak bu zamana kadar bir tek Rus uçağı bu nedenle düşürülmüş değil. Benzer şekilde Ege’de de Türk ve Yunan uçakları çok sık sınır ihlali yapıyor ancak Türkiye bugüne kadar hiçbir Yunan uçağını bu gerekçe ile düşürmedi. Reuters haber ajansı da dünkü NATO toplantısında bu konunun tartışıldığını duyurdu. Toplantıda NATO üyesi diplomatlar neden Türk jetlerinin Rus uçağına Türk hava sahası dışına kadar eşlik etmediğini sordu. Adının açıklanmasını istemeyen bir diplomat “Bu tür olayları ele almanın başka yolları da var” dedi.

 

TÜRKMENLERE DESTEK İÇİN DÜŞÜRÜLDÜ

Uçağın düşürülmesin ardında yaptığı konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bayırbucak Türkmenlerine vurgu yaptı. Türkmenlerin de yaşadığı bölgeye yönelik operasyonları sert bir dille eleştiren Erdoğan, “Bayırbucak Türkmenlerini hedef alan saldırıların gerisindeki amacı gayet iyi biliyoruz. Bu saldırılar, Esed rejimini ayakta tutma amacına yöneliktir” dedi.

 

Bu kapsamda Türkiye, Suriye’deki Türkmenlere karşı operasyon yapan Rusya’ya bir mesaj vermek istemiş olabilir. Fakat bu da olası gözükmüyor. Suriye krizinin başından beri Türkmenler iki cephe arasında kaldı. Krizin ilk yıllarında Türk makamlarınca görüşme yapmak isteyen Türkmenlerin talepleri çok kere geri çevrildi. Türkiye kamuoyu Türkmenlerin varlığını MİT tırlarıyla beraber duydu. O zaman Türkiye ilk defa, bu tırlar aracılığıyla Türkmenlere yardım yaptığını iddia etti. Fakat görünen o ki, Türkmenler Ankara için eleştirilen siyasi adımları meşrulaştırma aracı olarak kullanılmaktan öteye geçemedi.

 

RUSYA-ABD ÇEKİSMESİNDE TÜRKİYE KULLANILDI MI?

Rus uçaklarının ABD ya da NATO’nun talebiyle Türkiye tarafından düşürülmüş olması olası değil. Türkiye ile ABD’nin, kamuoyuna yansıdığı gibi, Suriye ve Irak konusunda derin görüş ayrılıkları var. Ayrıca uçağın düşürülmesinden hemen sonra ABD Savunma Bakanlığı sözcülerinden Albay Steve Warren,”Bu Rus ve Türk hükümetleri arasındaki bir olay” dedi. Kısacası NATO’yu bu işin dışında bıraktı. ABD Başkanı Barack Obama ise Türkiye’nin kendi hava sahasını koruma hakkı olduğunu belirterek, “Türkiye ve bazı diğer ülkelerin destek verdiği ılımlı muhalif grupların hedef alındığını” söyledi. Obama, “Rusya’nın, bunun yerine IŞİD’e yoğunlaşması durumunda daha az hata yaşanacağını” ifade etti. Obama bu açıklama ile bir kez daha Rusya’nın Suriye’de El Nusra ve IŞİD gibi örgütlerle mücadelesine karşı çıkmadığını yineledi.

 

UÇAK, CEMAAT-HÜKÜMET GERİLİMİNİN PARÇASI OLARAK MI DÜŞÜRÜLDÜ?

Böyle bir iddianın doğru olması için, ordu içinde cemaate yakın bir komutanın uçağın düşürülme talimatını vermesi gerekir. Fakat mevcut durumda böyle bir ihtimal de olası gözükmüyor. Cemaatin bu durumdan ne kazancı olabilir diye de sorulabilir. Ayrıca böyle önemli bir kararın devletin zirvesinin onayı olmadan alınması başlı başına hatadır. Uçağın düşürülmesi sonrası Ankara’nın verdiği tepki, siyasi iradenin de devlet mekanizmasının da bu karara sahip çıktığını gösteriyor.

 

Uçağın düşürülmesi sonrasında Putin’in bir açıklamasını ise göz ardı etmemek gerekiyor. Hükümet-Gülen cemaati çekişmesinde, Türkiye’nin Suriye’deki radikal grupları desteklediği iddiaları gündeme gelmişti. Fakat bu iddialar şu ana kadar hiçbir zaman başka bir devlet yöneticisi tarafından bu kadar güçlü yinelenmedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, açıkça Türkiye’yi teröristlerin suç ortağı olmakla suçladı. Hatta Türkiye’nin IŞİD’den gaz aldığını ima etti. Bu sürecin nereye gideceği bilinmez ama Rusya misilleme olarak bu iddianın peşinden gidebilir.

 

RUSYA MESAJ İÇİN DÜŞÜRÜLDÜ

Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ziyaretinin hemen öncesinde böyle bir adım Rusya’ya net bir mesajdı. Ama bu mesaj sadece Rusya’ya yönelik değildi. Bu mesajın uluslararası kamuoyu açısından da iki anlamı var:

 

Suriye krizinin, mevcut durumda askeri olarak çözülmesine imkân yok. Bölgesel aktörlerin farklı gündemleri var. Uluslararası güçler de bu konuda siyasi liderlik göstermekten ve kara harekatı düzenlemekten çok uzaktalar. Suriye’de olası bir sonuç ancak diplomatik müzakereler ile gelecek. Rusya, Beşar Esad rejiminin elini güçlendirmek için Suriye’ye müdahil olmuştu. Türkiye ise tıpkı Rusya’nın yaptığını gibi müzakere masasında “Bensiz adım atamazsınız” mesajını verdi. Son dönemlerde Türkiye Suriye mevzusunda ABD ve diğer Batılı ülkeler tarafından bile, göçmen sorunu ile ilgili konular dışında, ikincil plana itilmişti. Böylece Türkiye, Rusya’ya karşı çıkarken Suriye denkleminde masada elini güçlendirmek istedi.

 

İkinci mesaj ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Geçen hafta görüştüğüm bir Birleşmiş Milletler üst düzey diplomatı, Suriye’deki çıkmazın nedenini Batılı ülkelerdeki lider krizine bağlıyordu: ‘Irak’a askeri müdahale gerekiyordu. Fakat ABD’den Fransa’ya, kimse böyle bir liderlik inisiyatifine sahip değil’ diyordu. Putin’in, Ukrayna’dan Suriye’ye kadar böyle adımlar atmasını, sadece onun güçlü bir lider olmasına değil, aynı zamanda diğer ülkelerin de kötü liderlerce yönetilmesine bağlıyordu. Buna göre Türkiye bir nevi Rusya’nın adımını kopyalıyor. Ankara bu süreci iyi okudu ve böyle bir adım attı. Tek risk ise Türkiye’nin bu adımı Avrupa’nın en güçlü liderine karşı atmış olması. Uluslararası alanda Türkiye ve Erdoğan an itibariyle elini güçlendirdi. Ama bu ne kadar sürecek? Acaba Putin buna karşı mı çıkacak yoksa hasıraltı mı edecek?

 

Oxford Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora çalışmasını sürdürmektedir. Daha önce Cumhuriyet, TRT ve BBC Türkçe’de gazeteci olarak çalışmıştır. Hurst Yayınları’ndan basılacak olan The New Turkey and its Discontents adlı kitabın eş yazarıdır.

1 Yorum

  1. farruh says:

    bence herşeyi hükümet cemaat çatışması olarak görmek, Oxford da çalışmalarını sürdüren birisi için bile, biraz körlük olsa gerek.

Düşüncenizi Paylaşın