2017: Türkiye’den ve Dünyadan beklentiler

2017: Türkiye’den ve Dünyadan beklentiler

Tükenmekte olan 2016 senesinin ülkemiz ve dünyadaki toplumsal ve siyasal gelişmelere bakarsak yaygın bir öfke ve hüzün halinin egemen olduğu bir yıl olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Ülkemizde artan şiddetin gündelik hale geldiği, yazar, çizer, bilim insani ve politikacıların tutuklandığı, meclisin bombalandığı başarısız bir darbe girişiminin olduğu bu sene önümüzdeki yıl hakkındaki umutlarımızı da zora düşürdü. Ülkemizde olduğu gibi dünyada da rağbet gören aşırı sağ ve otoriter siyasi dönüşümler Brezilya, Güney Afrika, Hindistan gibi yükselen güçlerin yani sıra, sözüm ona yerleşik demokrasilerin bulunduğu ABD, İngiltere, Fransa gibi gelişmiş ülkelerde de taraftar buldu. Brexit, ABD’de Trump’ın seçilmesi, Rusya’nın dünya politikasına dramatik bir biçimde geri dönüşü, Suriye’deki savaşın hızlanarak ve çevre ülkeleri de giderek içine çekerek belli bir dönemeci aşmış olması, Kolombiya’da önce imzalanan ardından reddedilen barış anlaşması dünya siyaseti için de gelecek yılın pek parlak geçmeyeceğinin işaretini veriyor sanki.

Bu karamsarlık bulutu altında sevgili Yeni Arayış okurları için ülkemiz özelinde ve dünya politikası genelinde 2017’ye yönelik dört temel beklentimi paylaşmak istedim. Bu beklentilerin umut içerdiğini belirteyim öncelikle.

Beklenti 1: Ülkemizin iç savaş sürecini atlatması.

Türkiye’deki şiddet arttıkça, yurttaşların korkuyla tek adam rejimine yönelmesi elbette ki ülkemizi bekleyen en büyük görünür tehlike. Stat önlerinde, havalimanlarında, kent meydanlarında patlatılan bombalar ve bu bombalara tepki olarak devletin şiddetini Kurt sorununun barış içinde çözülmesi için uğraşanlara yöneltmesi ülkemizi sonu belirsiz bir şiddet sarmalına çekilmesi anlamına geliyor. HDP’nin lider kadrosunun önemli bir kısmının hapsedilmesi sonrası meydanın PKK ve PKK’nin ufağı TAK’a bırakılması ülkemizdeki barış sürecinin önünü tıkıyor. PKK şiddetinin demokratik diyaloğa tercih edilmesini başkanlık sürecinden bağımsız düşünmemiz mümkün değil. Bu anlayışa göre Türkiye toplumu aslında ürkmüş çocuklardan ibaret, ve bu çocuklar ürktükçe baba belledikleri reislerini sarılıyorlar. Erdoğan’ın başkanlık referandumundaki en büyük dayanağı işte bu ürkmüş çoğunluk. Ana muhalefet partisi CHP’nin Suriye’deki emperyalist savaşa övgüler düzmek yerine barıştan yana açıkça tutum alması gerekiyor. Sosyal demokrat ahlak barışı her şekilde savaşa tercih etmelidir.

 Beklenti 2: Başkanlık girişiminin sonuçsuz kalması

Erdoğan’ın başkanlık yolunu açmak için ülke içinde gerginliklerle oynandığı bu sürecin başkanlık yanlılarının yenilgisiyle parlamenter sistemin kazanımı olarak Türkiye siyaseti tarihine geçmesi en büyük dileğim. Ne var ki ana akım medyanın yüzde doksanına yakının AKP rejimi tarafından denetlendiği ve yönetildiği, sonu belirsiz ifade hak ve özgürlüklerinin nedensiz kısıtlandığı ülke genelindeki OHAL demokratik muhalefete halka sesini duyurmak için çok fazla bir olanak tanımıyor. Bu nedenle CHP ve HDP’nin yani sıra Birleşik Haziran Hareketi, Demokraside Birlik Platformu benzeri oluşumların sokağı daha korkusuz ve etkin biçimde kullanmaları gerekiyor. Halk hala Başkanlık konusunda ikna olmuş değil. O nedenle bahar aylarına kadar çok yoğun bir başkanlık yanlısı kampanya düzenleyecek olan AKP rejimi ve yandaş medyaya karşı gerçekleri anlatacak bir sokak hareketi geliştirmek çok ama çok önemli.

Gelelim dünyamıza; 2017 için dünya siyasetinden beklentilerimi ABD Kasım seçimleri sonrası biraz daha alt düzeye indirdim.

Beklenti 3: Trump’ın ABD başkanlığının yeni bir soğuk savaşa yol açmaması

Trump’ın seçim kampanyası sürecinde Rusya ve Putin yönetimine övgüler düzmesine karşın başkanlık sonrası askeri harcamaları arttıracağını ve nükleer silahlarda artırıma gideceğini belirtmesi ABD-Rusya arasında Soğuk Savaş benzeri bir dönemin başlayabileceğini gösteriyor. Rus internet korsanlarının Demokratik Partinin veri tabanına girmiş olmaları, CIA’nin Rusya’nın seçime müdahale etmiş olduğunu doğrulaması ABD’de kamuoyundaki Rus karşıtlığını arttırmış durumda. Enteresan olanı 2 milyon daha az oy almasına karşın başkan olan Trump ve Cumhuriyetçiler geleneksel Rus karşıtlıklarını bir kenara bırakmış görünüyorlar. O nedenle yeni bir Soğuk Savaşın başlaması 2019-2020 yıllarını bulacaktır diye düşünüyorum. Putin’in Rusya’yı küresel ölçekte yeniden bir oyun kurucu haline getirmesi aslında kısa ölçekte Trump’ın da işine geliyor. O nedenle gönlünüzü rahat tutun 2017’de.

Beklenti 4: Suriye’ye barışın bu sene içinde gelmesi

2011 senesinden beri gün yüzü görmeyen Suriyeliler için 2017 senesi kalıcı barışın sağlanması açısından çok önemli. Rusya’nın desteğiyle muhalifler karşısında sahada üstünlüğü sağlayan Esad rejimi eğer uluslararası camianın da desteğini almayı başarırsa ülkedeki iç savaş sona erebilir. Bölgede ve dünyada oyun kurucu olarak kendini yeniden tanımlayan Rusya’nın Türkiye ve İran’la kurmuş olduğu paralel ittifaklar Suriye’de savaşan taraflar arasında çatışmasızlık ve barış sürecini getirebilir. ABD’deki yeni Trump yönetiminin Ortadoğu’yu bir süreliğine Rusya’ya bırakarak bölgeden çekilme olasılığını göz önüne alırsak 2017’de Suriye’de barış sağlanabilir. Ne var ki Suriye’deki barış Irak’ın da toprak bütünlüğü sağlanmadan tam anlamıyla mümkün olamayacağına göre, Irak ordusunun Musul’da ISID karşısında bir zafer kazanması ve ardından Suriye sınırına kadar olan bölgenin tamamen temizlenmesi büyük önem taşıyor. Bu noktada ABD, Iran ve Rusya arasında iş birliği çok önemli. Trump yönetiminin İran’a yönelik kuşkulu yaklaşımı Irak’ta etkin bir mücadeleyi de örseleyebilir.

Hepinize sağlıklı, mutlu ve umut dolu bir 2017 diliyorum.

Doktorasını George Mason Üniversitesi'nde çatışma çözümlemesi alanında tamamlayan Doğa Ulaş Eralp, Washington'da American Üniversitesi`nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. "Politics of the European Union in Bosnia-Herzegovina: Between Conflict and Democracy" ve "Turkey as a Mediator: Stories of Success and Failure" adlı kitapların yazarıdır.

Düşüncenizi Paylaşın