Taksim’den Beştepe’ye: Yeni bir sayfa mümkün mü?

Taksim’den Beştepe’ye:  Yeni bir sayfa mümkün mü?

Haftasonu Taksim Meydanı’nda CHP’nin “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi”i, darbeye karşı toplumsal duyarlılığın ve tepkinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi. Mitingde partili, partisiz Türkiye’nin tüm renkleri yerlerini aldılar.

Meydanda sadece CHP’liler yoktu. AKP’liler de, HDP’liler de, MHP’liler de, Haziran Hareketi de, farklı sivil toplum kuruluşları temsilcileri de vardı.

Taksim Meydanı’ndan Türkiye’ye yansıyan coşkunun özeti; “Ne Darbe, Ne Dikta, Yaşasın Tam Demokrasi” oldu. Elbette, demokrasinin mündemiçi olan laiklik vurgusu da güçlü biçimde dile getirildi.

TİYATRO DEĞİL DARBE GİRİŞİMİYDİ

Aradan geçen süre içinde, gecenin karanlığından aydınlığa yansıyan görüntülere, ortaya çıkan sanık ifadelerine bakıldığında 15 Temmuz darbe girişimi konusunda bazı tespitleri yapma konusunda ipuçları vermektedir.

Olayları ekran başında canlı izlerken de, sonrasında ortaya çıkan görüntülerden ortaya çıkan; bunun kanlı bir darbe girişimi olduğudur. Bu kanlı girişimin, tiyatro ya da AKP yaptırdığı gibi iddiaları normal bir aklın ürünü değildir.

Evet, 15 Temmuz gecesine ait pek çok soru işareti, aydınlatılması gereken pek nokta olabilir ama tüm bunlar, bu girişimi darbe girişimi olmaktan kurtarmaz. İktidar ve Meclis’te kurulan araştırma komisyonu bu karanlık soruları aydınlatmalıdır.

İster askeri ister sivil olsun; siyaseti ve demokrasiyi ortadan kaldıran hiç bir girişim kabul edilemez. Yine kabul edilemeyecek bir başka gerçek de, medyaya yansıyan işkence, insan hakları ihlalleri, düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlanması, iktidara eleştirel bakan herkesin aynı torbaya konması, profesyonel ilişki dışında bir gazete ve TV ile ideolojik iliskisi olmayanların da cadı avına kurban edilmesidir.

Bu açıdan hiç kimsenin 15 Temmuz darbe girişimi olmamış gibi davranma lüksü yoktur.

Bu başarısız girişim iktidara, devlet içinde örgütlenmiş devlet hiyerarşisi dışında örgütlenmiş tüm yapıların temizlenmesi fırsatı da vermiştir. Bu temizlik var olduğu söylenen ve iddia edilen tüm cemaatlere karşı hukuk için yapılmalı, şeffaf olmalı, geçmiş süreçlerde olduğu gibi yeni mağdurlar üretmemelidir. Bir grup temizlenirken onun yerini başka bir grup cemaatle değil liyakatle doldurulmalıdır.

Türkiye 15 Temmuz gecesi, felaketin eşiğinden dönmüştür. Sorumluları ve ilişkiler ağını ortaya çıkaracak olan, her şeye rağmen hukuktur. Hukuk, son yıllarda büyük zaafa uğratılmış olsa da, hukuka güvenmekten başka seçeneğimiz yoktur.

YENİ BİR SAYFA MÜMKÜN MÜ?

15 Temmuz darbe girişimi, kutuplaşmış, toplumun büyük bir kısmının eleştirel tutumundan dolayı iktidar tarafından ötekileştirildiği, Kürt sorununun boyut değiştirdiği bir zaman diliminde; yeni bir başlangıç yapmak için önemli bir fırsat sundu Türkiye’nin önüne.

İktidar ve muhalefetin; toplumdaki farklı kesimlerin darbe girişimine karşı siyasete sahip çıkması bu fırsatın en önemli göstergesidir.

Bundan sonraki süreçte bütün mesele bu fırsatı kullanmak ya da kullanmamaktır.

Bu fırsatın kullanılması, meydanlarda darbeye karşı çıkanların iradeleri kadar iktidarından muhalefetine ve özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın –HDP lideri Selahattin Demritaş’ın davet edilmemesini büyük bir eksiklik olduğu notunu düşerek- Meclis’te temsil edilen siyasi parti liderleriyle bir araya gelmesi bu açıdan çok önemlidir. Bu toplantıda darbe karşıtlığının bir kez daha açık biçimde ifadesi, siyasi aklın ortaklaşması açısından önemlidir.

Bu buluşma, son yıllarda yaşanan toplumsal kutuplaşmayı sona erdirmesi açısından bir başlangıç olabilmelidir. Bu bağlamda yapılması gereken ötekileştirmeyen, dışlamayan bir siyasal dil ve büyük siyasi konularda toplumsal ve siyasal mutabakat konusunda somut adımlar atmaktır.

Bu uslup değişikliği olmadan, var olan toplumsal kutuplaşma dinmeden, bilgilendirme ile sınırlı kalan bir siyasi istişare terk edilmeden yakalanan yeni beyaz sayfa açma fırsatı, şansa dönüştürülemez, siyaseten normalleşme ve sivil siyasetin alanının genişlemesi mümkün olmaz.

Çünkü darbelerin panzehiri de daha çok demokrasidir, siyasettir.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın