Darbe Değil Demokrasi

Darbe Değil Demokrasi

15 Temmuz’un üzerinden bir hafta geçti.

O geceyi ekranların başında, evin çevresindeki sokaklarda ve uzun telefon görüşmeleriyle anlamaya çalıştık. Ama bu bir hafta içinde ortaya çıkanlar o gece yaşananların, gördüklerimizden daha ağır, kanlı ve acımasız olduğunu gösteriyor.

Kuşkusuz bu süre içinde pek çok soru işareti ortaya çıktı. Darbe girişimin saat 16.00’da öğrenilmesine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olayı saat 20.00 sonrasında üstelik devlet yetkilisinden değil bir akrabasından öğrenmesi başta olmak üzere; bu kanlı girişimin arkasındaki tüm soru işaretleri açığa çıkarılmalı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifade ettiği gibi zafiyet içinde olanlar hesap vermelidir.

Darbe girişiminin ilk anından itibaren gerek siyasi iktidarın gerekse CHP başta olmak üzere tüm siyasi muhalefetin ortak tavır alarak demokrasi ve siyaset sahip çıkmaları önemlidir.

Medyanın kamu yayıncılığı yapması, halkın darbe karşıtı duyarlılığı da darbe girişiminin önlenmesinde rol oynamıştır.

Unutmamak gerekir ki, en eksik demokrasi bile darbeden çok daha iyidir. Çünkü eksik demokrasilerde imkanlarınız sınırlı olsa da eleştirinizi ifade edebilme ve demokrasi alanının genişletme için mücadele şansına sahipsiniz. Ama darbede bu şansınız bile olmuyor.

Bir vatandaş olarak gerek mesleki gerekse bireysel çabamız Türkiye’nin demokratik, farklılıklarımızla eşit olduğumuz, çoğulcu bir hukuk devleti için oldu. Bunu hem kendimiz hem çocuklarımız hem de tüm Türkiye için istedik, istemeye devam ediyoruz. Bunun için yazıyoruz ve konuşuyoruz.

Darbe girişimi başarılı olsaydı, şu an yapabildiğimiz pek şeyi yapma imkanımız da olmayacaktı. Onun için darbe değil daha çok demokrasi, onun için daha çok özgürlük, onun için daha çok eşitlik, onun için daha çok adalet.

Devletin ötekileştirdiği bir azınlık mensubu olarak; yine devletin ötekileştirdiği muhafazakârları, Kürtleri ve diğer azınlıkları anlamaya çalıştım. Sorunlarımızın ortak olduğunu ve hedefimizin de devleti demokratikleştirmek olduğuna bunun yolun da siyasetten ve mücadele ortaklığından geçtiğine inandım.

Bu çabalarımı radyo programcısı, sivil toplum çalışanı, hukuk dergisi koordinatörü olarak yaptım. Gazeteci olarak da 2006’dan 2013 sonuna kadar Yeni Şafak da editör, haberci röportajcı ve yazar olarak, TV Net’de programcı ve konuk olarak yapmaya gayret ettim. Bu dönem içinde AKP’nin en üst yönetiminde bulunan pek çok insanla söyleşi yaptım, yurt içi ve dışı gezilerine katıldım, dostluk kurdum. Bazıları ile zaman zaman konuşmaya devam ediyorum.

Bugüne kadar AKP’nin demokrasi adına yaptıklarını yazılarımda ve konuşmalarımda destekledim. Eksik ve hatalı gördüklerimi eleştirdim. Desteklerken de eleştirirken de tek ölçüm vardı, siyasi yandaşlık ve siyasi karşıtlık içinde olmadım. Bunun için kendimi hiçbir zaman AKP’nin siyasal karşıtı görmedim. Çünkü siyaset içermeyen, siyasi alternatif sunmayan bir karşıtlığın siyaset olduğun inanmadım, hala da inanmıyorum. Bugün de aynı pozisyondayım. Yazma ve konuşma imkanı bulduğum her platformda bunu yapıyorum. Elimden gelen sadece bu.

 

Bu fırsatı kullanalım

15 Temmuz darbe girişimi, demokrasi için demokrasinin demokratikleştirilmesi için bir fırsat. Bunun için darbe girişimi sonrası ortaya çıkan siyasi ve sosyal imkanları doğru okumak ve ders çıkarmak gerekiyor.

Orantısız bir adım olan OHAL ilanı sonrasında darbeciler yanında suçsuz insanları göz altına almak sadece daha fazla istikrarsızlığa ve sosyal acıya yol açar.

Bu açıdan Türkiye’nin uluslararası alanda en büyük caydırıcı gücü olan TSK’nın itibarının daha fazla yara almaması için önlemler alınmalıdır. Çünkü ülkemizin dışarıya karşı caydırıcılığı olan bir orduya her zamandan fazla ihtiyacı var.
Sadece askerler için değil, bürokraside de, emniyette de ve madyada da benzer bir hassasiyete ihtiyaç var, cadı avına değil.

Sosyal medyada gözaltına alınacak, tutuklanacak isimler yayınlanıyor. Adımı o listelerde görenler endişe ile arıyor, hatır soruyor, bir şeye ihtiyacım olup olmadığını soruyor. Buradan hepinse teşekkür ediyorum.

Hasbelkader sadece düşüncelerini yazma imkanı buldukları gazete köşelerinde; ne yazdıklarına değil yazdığı medya organı üzerinden liste yapmak; suçluların cezalandırılmasına değil yeni mağdurların yaratılmasından başka bir şey değildir.

Ben dahil laik yaşam tarzına sahip, iktidara eleştirel duran pek çok solcu, liberal, özgürlükçü, sağcı isim; yazmak için çok az gazeteye, internet sitesine; konuşmak için çok az kanala sahibiz. Bunların içinde Cemaate yakın olanlar var diye yazdıklarımızı, söylediklerimizi değil yazdığımız gazete, konuk olduğumuz TV kanalı nedeniyle gözaltı, tutukluluk listesi hazırlanması sorunludur.

Örneğin dün, kendisini 1996-97 yıllarından itibaren Yeni Yüzyıl, Radikal Gazeteleri’ndeki yazılarından, 2000’de de İzmir’de yüz yüze tanıdığım ve dostum olan avukat, insan hakları aktivisti Orhan Kemal Cengiz gözaltına alındı.

15 Temmuz öncesinde olduğu gibi bugün de bu eleştirel bakışım devam ediyor. Bunu, daha demokratik, özgür, eşit ve adaletli bir Türkiye için yapıyorum.

Bunun için 15 Temmuz darbe girişimin içinde, arkasında olan her kimse bir an önce hukuk sınırları içinde ortaya çıkarılmalı. Devlet içinde, devlet hiyerarşisi dışında var olan tüm yapı ve bağlı kişiler ortaya çıkarılmalı ve hukuk önünde hesap sorulmalıdır.

Devleti, bürokrasiyi benim, bizim adamlarımız değil liyakat sahipleri yönetmeli. Bunun için devletin tarafsızlığı, laikliği önem kazanıyor. Bundan sonra bunu sağlayacak, denetleyecek mekanizmalar kurulmalıdır.

Özetle 15 Temmuz darbe girişimi, ben dahil, her siyasi ve sivil aktörün bugüne kadar demokrasi adına yaptıklarımızın muhasebesi için önemli bir fırsattır. Bu şansı, her birimiz ortak bir gelecek için kurmak için kullanmalıyız. Burada bireysel olarak bizler kadar en büyük sorumluluk başta siyasi iktidar olmak üzere siyasal aktörlere düşmektedir.

Türkiye’nin bu günlerde OHAL’e değil, daha çok demokrasiye, daha özgürlüğe, daha çok adalete ihtiyacı var. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası çıkan fırsat tek adamlığa, başkanlığa değil bu demokrasi, bu özgülük ve bu adalet için kullanılmalıdır.

Darbeye HAYIR

Devlet içinde cemaatlere HAYIR

Devletin ele geçirilmesine HAYIR.

Daha çok DEMOKRASİYE EVET

Daha çok ÖZGÜRLÜĞE EVET

Daha çok EŞİTLİĞE EVET

Daha çok ADALETE EVET

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın