Muhalefet İçin Asgari Müşterekler

Muhalefet İçin Asgari Müşterekler

Matematikle aranız iyiyse, En Küçük Ortak Kat (EKOK) ve En Büyük Ortak Bölen (EBOB) ilkokuldan hatırlarsınız. Siyaset biraz da matematik işi olduğuna göre gelin bu tanımları Türkiye siyasetinde ortak muhalif bir cephe oluşup oluşmayacağını sorgulamak için kullanalım. Sümeyye Erdoğan’ın düğünündeki katılımdan yola çıkacak olursak Türkiye’de iktidarın etrafında kümelenen güvenlikçi bir koalisyonun olduğundan söz edebiliriz. Bu güvenlikçi koalisyon üyeleri için esas olan her ne pahasına olursa olsun devletin egemenlik hakkının yurttaşın bireysel özgürlükleri üzerindeki tahakkümünün devamını sağlamak. Bu egemen anlayışa göre demokratik özgürlükler mutlak olmayıp, değişen güvenlik parametrelerine göre belirsiz bir süre kısıtlanabilir veya ortadan kaldırılabilir. Bu nedenle güvenlik rejimlerinin yaptığı ilk iş bireysel özgürlükleri kısıtlamak oluyor.

Türkiye’de 2013 Gezi Olaylarından sonra giderek hız kazanan siyasetin otoriterleşme süreci art arda kurbanlarını almaya devam ediyor. Kürt sorunundan tutun işçilerin temel özlük haklarına, Suriye’deki iç savaşta Türkiye’nin takındığı şiddet yanlısı tutumdan mültecilerin dramına, kadın haklarından çocuk tacizine kadar birçok alanda yaşanan rezillikler, yolsuzluk örtülüyor; bu gerçekleri yansıtan gazeteciler ve akademisyenler hapis ve şiddetle tehdit ediliyor. Ne var ki sistemin kendi kendini yok etme sürecine girmiş olduğu da bir gerçek. Mesele baskı sisteminin yerini demokratik bir geçiş sürecine mi yoksa darbe sürecine mi bırakacağı.

İşte burada muhalefetin biraz kımıldaması gerekiyor. Yazının başında bahsetmiş olduğum EBOB-EKOK meselesine dönersek muhalefet için -CHP, HDP ve parlamento dışı sivil muhalefeti kastediyorum- ortak bir strateji belirlemek mümkün. Erdoğan’ın güdümündeki AKP’nin izlediği yöntem toplumu En Büyük Ortak Bölenlerine göre sırasıyla ayrıştırmak. Milliyetçilik, Sünnî Müslümanlığın yüceltilmesi, şiddetin kutsanması gibi ortak bölenler toplumu gererek, ülke sağını tümüyle Erdoğan cephesine doğru itiyor. Demokratik muhalefetin bunun karşısında izlediği yöntemse ya sessiz kalmak ya da giderek hızlanan ve sertleşen baskı rejimi karşısında anlık tepkiler vermek.

Demokratik muhalefetin yapması gereken anlık tepkiler vermek yerine, uzun soluklu bir mücadele birlikteliğini hedeflemek olmalıdır. Bu mücadele birliği en küçük ortak katları belirleyerek mümkün olabilir. Nedir, soralım kendimize; bütün muhalefetin birleştiren asgari müşterekler nedir? Parlamenter rejimin muhafazası mi ? Erdoğan’ın başkanlığını engellemek mi? Laik sistemi korumak mı? Demokrasiyi tabana yaymak mi? Barışın yeniden tesisi için Kürt sorununda yeniden masaya oturmak mi? AB sürecini canlandırmak mi? En küçük ortak katlar belirlenirse o hedefler etrafında strateji geliştirmek kolay olur. Önümüzdeki yaz sonu, sonbahar başı referandum var, bu konuda kafa yorulmaya başlansa iyi olur.

Doktorasını George Mason Üniversitesi'nde çatışma çözümlemesi alanında tamamlayan Doğa Ulaş Eralp, Washington'da American Üniversitesi`nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. "Politics of the European Union in Bosnia-Herzegovina: Between Conflict and Democracy" ve "Turkey as a Mediator: Stories of Success and Failure" adlı kitapların yazarıdır.

1 Yorum

  1. Ayten Aydin says:

    Umarim bu yazinizi muhalefet demiyelim de icinde bulundugumuz karmasa ve bir bakima ulkeyi daha da cikmaza goturen daginiklik tan cikarmak icin guc birligi yaratma fikrinizle tamamen hemfikirim de bunu sizin su iki ortak payda onerinizi yani: Laik sistemi korumak mı? Demokrasiyi tabana yaymak mi? sorularinizi birlikte mutalea etmek gerektigine inaniyorum. Tabii bu iki konu icerik bakimindan biraz farkli olsalar da, yani biri olmaz sa oburu de olmaz demek zor ise de gunumuzde bu temel sorunlarda oylesine geri gidildi ki bana gore laiklik ve demokrasiyi birlikte goturmek gerekiyor. Ancak bunlari kim icten duyuyor sorum gecerli?

Düşüncenizi Paylaşın