Başkanlık, demokrasiyi geri mi getirecek?

Başkanlık, demokrasiyi geri mi getirecek?

Önceki gün Türkiye’nin içinde olduğu karanlığı daha açık biçimde gösteren 4 önemli gelişme oldu. Elbette artık gündelik hayatın içinde normalleşen Güneydoğu’da süren adı konulmamış kontrollü savaşı saymıyoruz. Çünkü o, başlı başına büyük bir karanlık.

2014’ün başında durdurulan ve yapılan tespitlerle Suriye’deki “Bayırbucak Türkmenlerine” ilaç ve gıda yardımı yerine silah götüren “Tırlara” ilişkin belgeleri haber yaptıkları için Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem Gül hakkında müebbet istendi.

Sadece gazetecilik faaliyeti yaptıkları için, iki aydan fazladır tutuklu olan Dündar ve Gül, yazdıkları köşe yazıları, yaptıkları haberler kanıt diye gösterilerek; devleti yıkmak, hükümeti devirmek, devlet belgelerini açıklamak gibi pek çok suçun failleri olarak gösterildi.

473 sayfaya sığdırılmış iddianamenin özü bu.

Gazetecilik, müebbet ile yargılanıyor.

UYARILAR KİMİN UMRUNDA

Dündar ve Erdem’e müebbet isteyen iddianamenin kabul edildiği saatlerde peş peşe uluslararası kurum yıllık hazırladıkları raporları açıkladılar.

Freedom House (FH), İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) ve Uluslararası Şeffaflık Örgütü (Transparency International) açıkladıkları yıllık raporlarda Türkiye’nin hak ve özgürlükler, düşünce ve ifade özgürlüğü ve şeffaflık konusunda nerede olduğunu dünyaya duyurdu.

Raporlarda ortaya konan bilgiler, tespitler ve derecelendirmeler, aynı gün Can Dündar ve Erdem Gül için istenen müebbet hapsin ne anlama geldiğini de herkese göstermiş oldu.

Bağımsız kurumların hazırladıkları bu raporların hepsi Türkiye için birer uyarı niteliğinde. Ancak Türkiye’nin asıl şansızlığı bu raporları, ciddiye alacak bir iktidarın olmaması.

İktidar, kendine ebedi dokunulmazlık isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan vesayetinde. Bu raporları okusalar da, dikkate alsalar da, siyaseten söyleyecek sözleri yok.

“ÖZGÜR OLMAYAN” ÜLKE

Her üç kurumun raporu da kendi alanında önemli tespitler yapıp, Türkiye’yi değerlendiriyor.

Washington merkezli Freedom House’ın (Özgürlük Evi) açıkladığı Dünya Özgürlük Raporu’nda Türkiye’yi, genel değerlendirmede “kısmen özgür” ülkeler kategorisinde, basın açısından ise “özgür olmayan” ülkeler arasında yer verdi.

Rapor, basına yönelik saldırılar, hükümetin yargıya müdahaleleri, yolsuzluk iddialarının üzerlerinin örtülmesi, muhalif işadamlarına yönelik vergi cezaları ve seçim kampanyası sürecindeki usulsüzlükler neredeyse birer birer anarak eleştirdi.

Ropora göre Türkiye, basın özgürlüğü konusunda Suriye ve Kuzey Kore gibi “özgür olmayan” ülkeler kategorisinde.

Raporda Türkiye’de son yıllarda yaşanan hak ihlalleri de yer aldı. Bu dönemde onlarca aydın ve gazetecinin özellikle terör suçlamasıyla hapsedildiği yer aldı. Yine, hükümetin gazetecilere yönelik tacizinin artık sıradan olduğu ve oto-sansür ve işten çıkarma gibi sonuçlara sebep olduğu raporda yer aldı.

BASKI REJİMİ TEHDİTİ

Açıklanan diğer raporda İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) 2016 yılı Türkiye raporu. Raporda, medyaya yapılan baskı, yargının siyasallaşması ve iktidarın muhaliflere yönelik baskısı açık biçimde ifade ediliyor.

Raporu açıklayan HRW Başkanı Kenneth Roth; “Türkiye’de liderler, Cumhurbaşkanı son yıllarda emsali görülmemiş şekilde muhaliflere karşı korku ortamı yaratıyor. Yargı ve hukuk sisteminin gerilemesi aslında Türkiye’yi geriye götürüyor.” ifadelerini kullandı.

ÖZGÜRLÜK YOKSA ŞEFFAFLIK DA YOK

Açıklanan üçüncü rapor Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) Yolsuzluk Algı Endeksi’nin sonuçları.

Raporda Türkiye’nin notu, bu yıl 3 puan düşerek 45’ten 42’ye geriledi. Türkiye, ülke sıralamasında da 2 sıra daha düşüş yaşayarak 168 ülke arasında 66. sıraya geriledi.

Türkiye, bu yılki puan ve sıralamaya göre Bulgaristan’la birlikte tüm AB ülkelerinin gerisinde kalarak Avrupa’dan daha da uzaklaştı. G-20 ülkeleri arasında ise 10. sıradan 12. sıraya geriledi. Ayrıca, Türkiye’nin ismi endekste, Libya ya da skandallarla sarsılan Brezilya gibi geçtiğimiz dört yıl içinde dünya üzerinde en kötü performansı gösteren ülkelerin bulunduğu liste içinde de yer aldı.

Bu sonuçlar, geçtiğimiz günlere Washington’da katıldığı bir toplantıda “Yolsuzluklar konusunda ilerleme sağlayamadık” diyen bakan Mehmet Şimşek’i de doğrular niteliktedir.

Bu sonuçlar, özgürlüğün olmağı yerde şeffaflığın da olmayacağını gösteriyor. Böyle bir ülkeye ise “kaynağı belli, gerçek” yatırımcının gelmek istemeyeceği gibi var olan “gerçek” yatırımcıların da kaçması kadar doğal bir sonuç doğurmaz.

BAŞKANLIK ÇÖZÜM MÜ?

Evet Türkiye, Güneydoğu’sunda adı konulmamış kontrollü savaş sürüyor. Açıklanacak hiç bir uluslararası rapor bundan daha ağır olamaz, buna kuşku yok.

Can Dündar ve Erdem Gül’ün yaptıkları haberler, yazdıkları köşe yazıları nedeniyle haklarında müebbet istediği ülkede, uluslararası izleme kurumlarının açıkladıkları raporlar Türkiye’yi iyi yerde göstermeleri imkansız.

Bu raporlar ve Türkiye’de yaşananlar demokratik tüm kazanımların yok edildiğini gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan geleceği yasamayı ve yargıyı saraya bağlayıp, yürütmeyi de vesayetine aldı. 1 Kasım seçimleri için başlattığı savaşı başkanlık referandumu ya da baskın seçime kadar sürdürecek. Başkanlığı da ebedi dokunulmazlık için zorluyor.

Parlamenter sistemi işlevsiz kılan  Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve başkanlık sistemi savunucularına soralım;

– Başkanlık gelince bu ülkeye demokrasi gelecek mi?

– Gelecekse nasıl gelecek?

– Bu raporlar iyileşecek mi?

– Yoksa bu raporları arar hale mi geleceğiz?

Çıkın ekrana ve başkanlığın bize nasıl demokrasi getireceğini anlatın.

Bekliyoruz.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Evrende, dunyada ve canlilar aleminde her evrim kademesi gidisat bir yol kavsagina gelince olmus -henuz oraya ulasilmadi ama yakiniz. Dogru yolu secebilme kabiliyeti edinmek icin dogamizi korumakla baslamali.

Düşüncenizi Paylaşın