Trump’ın IŞİD’den farkı var mı?

Trump’ın IŞİD’den farkı var mı?

Son haftalarda Amerika’da önemli bir tartışma yaşanıyor. IŞİD’in Paris saldırısında sonra Cumhuriyetçi başkan adaylarının Müslüman karşıtı söylem ve açıklamaları bu tartışmanın odak noktası.

Tartışma, Amerika’daki Müslümanların ya da Müslüman Amerikalıların sorun yaratmaları ya da sorunun kaynağı olmaları değil, Cumhuriyetçi başkan adaylarının 2016 yılında yapılacak Başkanlık Seçimi öncesi sağ popülizme savrulmalarından kaynaklanıyor. Ancak bu sadece Amerika için değil dünya için de tehlikeli bir savruluştur.

TRUMP’UN TEHLİKELİ SÖYLEMLERİ

Başkan adaylarının açıklamaları sağcı popülizm olarak okusak da önemli ve tehlikeli bir süreci başlattığı da açık.

Kamuoyunda en çok Donald Trump’ın açıklaması yer bulsa da -ki Trump şu anda Cumhuriyetçi adaylar içinde kamuoyu yoklamalarında önde- diğer adaylar Ben Carson ve Ted Cruz’un açıklamaları da o kadar tehlikelidir.

Bu tartışmayı alevlendiren Ben Carson oldu. Carson “Müslüman birinin ABD başkanı olmaması gerektiğini” açık biçinde söyledi. Katıldığı bir programda, Başkanın inancının ABD anayasasıyla uyumlu olması gerektiğini söyleyen Carson, “İslam’ı anayasayla uyumlu görüp görmediği”yle ilgili soruya da; “Hayır, kesinlikle uyumlu görmüyorum” yanıtını verdi.

Diğer başkan adayı Donald Trump ise Amerika’da yaşayan Müslümanların bir tür fişlenmesi anlamına gelecek “veri tabanı” oluşturulmasını önerdi. Trump katıldığı bir TV programında da; ‘İngiltere’nin IŞİD’le mücadele kapsamında, seyahat edenlerin pasaportlarını iptal edileceği ve bazı camileri kapatacağına ilişkin’ tasarısıyla ilgili olarak; “Başkan olması durumunda buna benzer bir yol takip edip etmeyeceğini” sorusuna; “Bunu yapardım. Kesinlikle. Bunun çok iyi olduğuna inanıyorum” cevabını verdi.

Diğer Cumhuriyetçi Başkan adaylarının benzer ifadelerini bulmak mümkün.

Cumhuriyetçi Başkan adaylarının bu söylemlerinin seçmenlerde destek bulduğunu da unutmamak gerekiyor

Başkan adaylarının Müslüman karşıtı bu söylemlerinin biri içerde biri dışarda iki ciddi tehlike içerdiğini unutmamak gerekiyor.

MÜSLÜMANLIK AMERİKA’NIN PARÇASI

Bu söylemlerin yol açtığı ilk ciddi sorun, Amerika’nın bir parçası olan Müslümanlığın ötekileştirilmesi sorunudur. Bu Amerika’yı Amerika yapan çoğulculuğun zarar görmesi demektir.

Amerika’da yaşayan Müslümanların ve Müslüman Amerikalıların bu söylemler ötekileştirilmesi, sadece Müslümanların değil bütün farklı kültürel ve etnik kimlerin bu aidiyetler üzerinden kamusallaşması anlamına gelir. Oysa Amerika’yı Amerika yapan şey; etnik, dinsel, kültürel kimliği ne olursa olsun herkesin üst kimlik olarak Amerikalı olmasıdır.

Müslümanlığın bir biçimde ötekileştirme aracı yapılması, bu çoğulculuğun sonu olur. Cumhuriyetçi başkan adaylarının bu söylemelerini popülist bulsak da, bunun Cumhuriyetçi tabanda talep bulması ciddi bir sorundur. Bu söylemler, Amerika’da yaşan Müslümanları ve Müslüman Amerikalıları olağan hedef haline getirmesi açısından da tehlikelidir.

DÜNYADAKİ AMERİKALILAR TEHLİKEDE

Cumhuriyetçi başkan adaylarının Müslüman karşıtı bu söylemlerinin yol açtığın ikinci temel sorun da; dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Amerikalıların hayatlarının riske atıp onları hedef haline getirmesidir.

Başkan adaylarının bu söylemleri, farklı Müslüman ülkelerinde tepki çekmekte ve protesto edilmektedir. Bunun ortaya çıkardığı en önemli sonuç, Müslüman ülkelerde yaşayanlar başta olmak üzere, dünyanın farklı yerlerindeki Amerikalıların hedef haline gelmeleridir.

Bu söylemler en çok radikal İslamcılar tarafından manipüle edilmekte ve onları güçlenmesini sağlamaktadır.

RADİKALİZMİN TEHLİKELİ SONUÇLARI

Başkan adaylarının söylemlerinin dünyanın farklı yerlerinde yaşayan sıradan Amerikaları hedef haline getirmesi, IŞİD ve diğer terör örgütlerinin eylemleri nedeniyle, dünyanın farklı yerlerinde Müslümanların hedef haline gelmesinden farklı değildir.

Başkan adaylarının Müslüman karşıtı söylemleri, İslam adına terör eylemi yapanların yol açtığı sorun aynıdır. Her iki durumda da zarar gören masum Müslümanlar ve Amerikalılardır.

Bunun için dinin, dini unsurların siyasetin malzemesi haline getirilmesi ve din üzerinden siyaseten dünyanın her yerinde benzer radikalizmi üretmektedir.

Buna en çok karşı çıkması gerekler de Müslümanlar ile Amerikalılar olmalıdır.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Cok dogru bir degerlendirme ve tamamen katiliyorum. Aksi bir davranis hem Amerikayi kucultur ve hem xe amerikan halkini icerde ve disarida tehlikeye sokar. Hersey bir yana dunyada terrorizmi korukler. Ornegin cumhuriyetciler tarafinda Carlo Robie gibi bir aday cok daha uygun olmaz mi?

Düşüncenizi Paylaşın