AKP başarısı mı, toplumsal yıkım mı?

AKP başarısı mı, toplumsal yıkım mı?

Türkiye bir bütün olarak çatışma, savaş ve kaos konsepti içinde hareket edemez hale getirilmiştir. Bu durum en temelde bir siyaset anlayışının ülkeyi nasıl bir felakete sürükleyeceğinin de göstergesini oluşturmaktadır. Somutlarsak, Demokrat Parti ile başlayan ve bugünkü siyasal islamcı AKP hükümetine uzanan sağ siyasetin esası sırtını emperyal odaklara dayamak ve oradan güç devşirerek iktidar imkanı elde etmekti. Bu elbette başarıldı. Ama karşılığında verilen tavizler bu ülkenin her düzeyde geri kalmasına, toplumsal ve siyasal barışının yok olmasına, kendi kendine yeten bir ülke konumundan ancak başkasının desteğiyle ayakta kalan bir ülke formuna sokulmasına neden oldu. Yani kendi iktidarları için ülkenin kaderini başkalarına teslim ettiler.

Türkiye, yaşadığı her iç ve dış krizde büyük tavizler vererek göreli bir istikrara kavuşturulmuştur. Başı sıkışan, ülkeyi yönetemez hale gelen her sağ, milliyetçi ve muhafazakar iktidar soluğu emperyal odakların oksijen çadırında almıştır. Bugün AKP de böyle bir oksijen çadırındadır. Rusya ile krizin hesap edilen bir kriz olmadığını, Irak’a asker sevkiyatı kararının bu ülke çıkarları ve dinamikleri ile alınmadığını yaşanan gelişmelere, AKP’lilerin sabah akşam değişen söylemlerine bakılınca çok net bir biçimde görülmektedir. Dolayısıyla AKP Türkiye’si bir oyun kurucu değil, kurulan bir oyunun oyuncusudur.

Bu durum elbette üzüntü vermektedir. Mesele sadece bir ulusal onur meselesi değil, Türkler ve Kürtler başta olmak üzere bölge halklarının süreklileşen bir çatışma içinde tutulmasıdır. Bu çatışma süreci Orta Doğu’daki, Balkanlar’daki, Kafkaslar’daki çatışma, işgal ve savaştan kendisini koruyan bir ülkenin artık bütün bu savaş bölgeleri konsepti içine dahil olması anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla artık egemen ve emperyal çıkarların kesişiminde bir ülke oldu Türkiye. Hangi tarafa dönse bir “düşman ülke” ile karşılaşıyor. Bugüne kadar Cumhuriyetin dış politika paradigmasını küçümseyenler her gün bu politikanın ne denli sağlıklı bir politika olduğunu görüyorlar. Çünkü Türkiye kendi sınırları dışında bir oyun kurması demek sadece bölgesel değil egemen bütün devletlerin Türkiye’ye karşı mevzilenmesi demektir.

Bugün AKP Türkiye’si içine düştüğü bu durumdan kurtulmak için her tavizi veriyor ve vermeye devam edecektir. Ama İncirlik Üssü’nü vermesi yetmeyecektir. Türkiye’ye bir daha böyle bir oyuna girmemesi için ağır bedeller ödetilecektir. Bu ateş çemberi elbette bu ülkedeki herkesi içine almaktadır. Çıkış yolu ise AKP ve onun kurduğu düzenden, altı boş olan ve hamasetten ibaret “oyun kuruculuğu” pozisyonundan vazgeçmektir. Türkiye’nin hem kendi iç ilişkileri hem de bütün dış ilişkilerini yeniden yapılandırılmalıdır. Bugün AKP dışında herkesin önünde duran temel sorumluluk budur. Bütün iç ve dış dinamikleri kaos ekseninde birleştiren “AKP’nin başarısı” çok büyük yıkımlara neden olmaya devam edecektir.

 

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Kaos ekseninde giderek dogada bir nevi yasam devam etse de insanligin bir yokolusa dogru gittigii kesin. Bu durumda allahtan yardim beklenemez zira bu durum kullarin dogru yoldan cikmasinin sonucu. Sanirim tarihin yeni bir humanism devresine girmesi gerekecek. Filosoflar ve her turlu sanatkatlara epey is dusecek. Gidisati gutmek icin de akli selim sahibi ve gidisati dogru yolda gudecek dumenci kullara ihtiyac var

Düşüncenizi Paylaşın