Yanıldık. Çünkü halk ‘terör’ü değil ‘güven’i tercih etti

Yanıldık. Çünkü halk ‘terör’ü değil ‘güven’i tercih etti

Seçimlerden çıkan sonuçlar itiraf etmeliyim ki benim açımdan bir hayal kırıklığı oldu. AKP’nin 7 Haziran’dan sonra yeniden tek başına iktidar olması kabul edelim ve hakkını teslim edelim ki büyük bir başarı.

Beklentim, AKP’nin oylarının düşeceği ve yeniden koalisyon sürecinin başlayacağı ve 3. seçimin gündeme geleceği şeklindeydi.

Yanıldım.

Yanılmamın en güçlü nedeni, seçmenin güvensizliği değil istikrarı tercih ettiğini gösterdi.

Türkiye’nin 7 Haziran’dan sonra içine sokulduğu şiddet ve terör ortamı seçmeni etkilemiş görünüyor.

Bu açıdan siyaseten bir başarı varsa bu büyük oranda Erdoğan’dır.

MHP’NİN BÜYÜK SORUMSUZLUĞU

Belki sonraki yazılarda tüm partileri tek tek değerlendirebiliriz ama hemen ifade etmeliyiz ki, AKP’nin elde ettiği başarıda kuşkusuz en önemli pay MHP’ye daha doğrusu Devlet Bahçeli’ye aittir.

AKP’yi tek başına iktidara taşıyan MHP tabanı oldu.

Bunun nedeni de, Devlet Bahçeli’nin 7 Haziran gecesinden bu yana takındığı “hayır”cı tavırdır.

Bu açıdan, 7 Haziran sonrasında Türkiye’ninin içine girdiği terör ve şiddet sarmalının da, seçimlerin yeniden yapılmasının siyasi sorumlusu Erdoğan ve AKP olsa da, suç ortağı Bahçeli ve MHP’dir.

İç Anadolu ve Karadeniz’de 7 Haziran’da AKP’den MHP’ye gelen oylar, 1 Kasım’da katlanarak MHP’den AKP’ye gitmiştir.

AKP’NİN SİYASİ SORUMLULUĞU

Türkiye 31 Ekim’de olduğu gibi 1 Kasım’da da aynı sorunlar yaşıyor. Erdoğan ve AKP’nin elde ettiği siyasi başarı seçim başarısı Türkiye’nin içinde olduğu ve yine Erdoğan ve AKP’nin siyaseten sorumlu olduğu kutuplaşma başta olmak üzere temel sorunları ortadan kaldırmıyor.

Bu yönüyle tek başına AKP iktidarının yeni dönemde siyaseten sorumluluğu büyüktür.

Türkiye’nin içinde olduğu siyasal ve toplumsal kutuplaşma, Kürt sorununun geldiği hal, savaş ortamı, ekonomi, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi hak ve özgürlükler birer sorun alanı olarak önümüzde duruyor.

ERDOĞAN MI, DAVUTOĞLU MU?

Erdoğan ve AKP ilk olarak, sorumlusu oldukları toplumsal kutuplaşma ve gerilimi düşürmek konusunda toplumu kucaklayan adımlar atarlarsa bu Türkiye’deki siyasal iklimi yumuşatmak açısından olumlu olur.

Eğer bu konularda yumuşama, kucaklaşma olmaz var olan dışlayıcı, kutuplaştırıcı, otoriterleşmeci politikalar devam eder, hele hele Erdoğan de facto başkanlık rerijimini zorlarsa AKP tek başına iktidar dahi olsa Türkiye’yi yönetmesi kolay değildir.

Bu konularda yeni dönemde Erdoğan ve AKP’nin nasıl bir yol izleyeceği Türkiye için önemli olacaktır.

Bunu da belirleyecek olan siyaseten kimin daha güçlü olduğudur. AKP Erdoğan vesayetinden kurtulabilecek mi yoksa Davutoğlu kendi AKP’sini inşa edebilecek mi?

Bu sorunun cevabı Türkiye’nin yakın geleceğini belirleyecek.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın