Siyasetin Size İhtiyacı Var!

Siyasetin Size İhtiyacı Var!

Ülkemizde siyasete ilgisiz olan yoktur. Siyaset denilince istisnasız her birimizin söyleyecek sözü vardır.

Evde, işte, okulda, sokakta, kahvede, otobüste, dolmuşta nerede olursak olalım sohbet bir noktada gelir, siyasete dayanır. Memleket meseleleri açılır…

Siyasete ilgimiz Türkiye için büyük bir fırsat.

Batı demokrasilerinde, hızla yükselen bir eğilim var. Toplumların siyasete olan ilgisi azalıyor.

Başta gençler olmak üzere seçmenlerin çoğu seçimlerde sandığa gitmiyor. Partiler üye kaybediyor.

Toplum olarak seçim ve sandık bilincimiz güçlü.

Partilerimizin üye tabanları geniş. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 1 milyondan fazla üyesiyle bugün dünyadaki kardeş sol, sosyal demokrat ve ilerici partiler arasında en büyük siyasi örgütlerin başında geliyor.

Yurttaşlarımızın siyasete ilgisi belki de Türkiye’nin tüm baskılara rağmen tüm demokratik kurumlarını kaybetmemesinin en önemli nedeni. Bu durum birey-siyaset ilişkisi adına olumlu bir tablo olmakla beraber Türkiye’de demokrasimizin kalitesini istediğimiz düzeye taşımaya yeterli değil.

Ülkemize özgü sorunlarımız ve eksikliklerimiz nedeniyle katılımcı ve çoğulcu demokrasiyi kurumsallaştırmakta başarılı olamıyoruz.

Evet, toplum olarak siyaset konuşmayı seviyoruz, partilerimizin üye sayıları da oy kullanma oranımız da yüksek; fakat bunlar yetmiyor. Çünkü siyasete dahil olmak bunlardan çok daha fazlası demek.

Siyasete katılım; siyasi kurumların ve partilerin parçası olmak; siyasi karar alma süreçlerinin içerisine girmek, sivil toplum içinde etkin olmak anlamına geliyor.

Katılım, şikayet etmenin ötesine geçmeyi, insiyatif almayı gerektiriyor. Yeri geldiğinde bir partide, yeri geldiğinde bir dernekte, bir vakıfta aktif olmayı, hayatımızı şekillendiren şartları iyileştirmek için taşın altına elini koymayı gerektiriyor.

Ne yazık ki bunları ülkemizin kurulu düzeninde yapmak kolay değil.

Siyaset kurumumuz maalesef toplumu kapsayıcı olmaktan uzak. Bunun bilincindeyim.

Siyasilerin çoğu için toplumun siyasete katılımı, toplumdan seçim dönemlerinde oy vermelerini istemekten ibaret bir süreç olarak anlaşılıyor.

Özetle, oy verin, gerisine karışmayın şeklinde bir yaklaşım bu.

Ama biz bu yaklaşımı kabul edemeyiz.

Bu tavır toplumu siyasete dahil edermiş gibi görünerek aslında toplumu siyasetin dışına itmekten başka bir şey değil. Oysa siyaset, toplum yaşantısının her alanını etkiliyor. O nedenle siyaset, sadece siyasetçilere bırakılamaz, bırakılmamalı.

Egemenliğin toplumda olduğu sistemdir demokrasi. Toplum olmazsa siyaset de olmaz. O zaman toplumu içine almayan bir siyaseti nasıl kabul edebiliriz?

Toplumdan soyutlanan siyaset var oluş amacından kopmuş demektir.

Ben oyumu veriyorum, üzerime düşeni yapıyorum diyerek yetinemeyiz. Siyasete dahil olan, onu sorgulayan ve denetleyen aktif yurttaşlar olmak zorundayız. Bu bizim yurttaşlık görevimiz. Aynı zamanda da hakkımız!

Aktif yurttaş olmazsak yönlendirilen ve yönetilen bireyler olmanın ötesine geçemeyiz. Yurttaşlar olarak yönetime el koymazsak yönetime el koyanlardan şikayet etmenin ötesine geçemeyiz. Sivil toplumu güçlü tutmazsak, siyasi gücü dengeleyemeyiz.

Siyasetten hesap sormazsak siyasetteki yozlaşmayı durduramayız. Bu yozlaşmayı durduracak olan en kapsamlı yapısal faktör aktif yurttaşlık bilincine sahip ve örgütlü toplumdur.

İyi bir yönetimin iş başına gelmesini ve ülkeyi doğruya sevk etmesini beklemek yerine; şeffaflık, açıklık, hesap verebilirlik, katılımcılık, hukukun üstünlüğü ve toplumsal sorumluluk temeli üzerine kurulmuş iyi yönetişim modelini ülkemizde geliştirmek için hep beraber çalışmak durumundayız.

Siyasetin ve siyasetçinin toplumun gözünde olumsuz bir imajının olduğunun farkındayım. Pek çok kişi ülkenin temel sorunlarının siyaset ve siyasetçiler tarafından çözülebileceğine inanmıyor.

Siyasi sohbetler çoğu zaman ‘böyle gelmiş, böyle gider’’ sözleriyle sonlandırılıyor.

Dünyanın kurumsallaşmış ileri demokrasilerinde, iyi yetişmiş; nitelikli insan kaynakları siyasete ve kamu yönetimine ilgi gösterirken, bizde malesef böyle bir durum yok.

Bizde, iyi eğitimli kadrolar, kamu yönetimine ilgi göstermek yerine, mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyor. Bu ülkenin gençleri; temiz, namuslu, üretken insanları kendilerine siyaset düzeninde yer olmadığını, orada barınamayacaklarını ve kendilerine leke gelebileceğini düşünerek siyasete dahil olmaktan uzak duruyorlar.

Fakat bu tür nitelikli  insanlarımızın siyasete dahil olmadıkları her gün Türkiye biraz daha kaybediyor.

Biz zaten geçmişi hep acı hatıralarda esir yaşayan bir halkın çocuklarıyız ve daha fazlasını yaşamaya, zaman kaybetmeye tahammülümüz yok.

Belki böyle geldi, ama böyle gitmemeli, gitmeyecek. Çünkü siz varsınız, gençlerimiz var!

Bu topraklarda yeni bir düzeni arayan her cesur ve temiz insanın vakti geldi. Çünkü büyük şair Nazım’ın dediği gibi ‘’umut insanda’’.

Ve, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak tüm gençlerimize samimi şekilde söylüyorum: Umut CHP’de.

Çünkü biz geçmişinden güç alan ama her zaman yüzü geleceğe yönelik olanların partisiyiz.

Çünkü biz, kalkınma için, kalkınmış Türkiye için, özgür insan için mücadele edenlerin partisiyiz.

Çünkü biz gençliğin renklerinden korkmayan, farklılıkları sımsıkı kucaklayan, çoğulculuğu eşsiz bir zenginlik olarak görenlerin partisiyiz.

Çünkü biz, gençleri sadece geleceğin değil bugünün ortağı olarak gören, gençlerin her karar alma mekanizmasında sesi olması gerektiğini düşünenlerin partisiyiz.

Ve biz, ne ezen, ne ezilen, insanca, hakça bir düzen isteyenlerin partisiyiz.

Korkuyu yıkmak, umudun ülkesini kurmak için çalışanların partisiyiz.

Biz devrimci bir partiyiz. Gençlerin önünü açan devrimlere imza atan, yeni devrimleri de hayata geçirecek partiyiz. Bu düzeni değiştirecek partiyiz.

Umut bu yeni düzenin arayışında.

Bu yeni arayış sonsuz olmalı!

Siyasete katılın. Yeni bir siyaset oluşturmamıza katkıda bulunun.

Ülkemiz için güzel yarınları hep birlikte kuralım!

İnanıyorum ki ezen ve ezilenin olmadığı hakça bir düzeni bugünün sahibi, geleceğin umudu gençlikle başarabiliriz.

Gençlik bugünümüz.

Bu davetimiz bugünün ortağı gençlerle geleceği kurmak için.

Var mısınız?

Kemal Kılıçdaroğlu, 1948 yılında Tunceli’nin Nazımiye ilçesinde doğdu, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden (Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi) 1971'de mezun oldu. 22 Mayıs 2010 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı seçildi.

14 Yorum

  1. Ayten Aydin says:

    Nazım’ın dediği gibi ‘’umut insanda’’. Genclik te gelecegin hem habercisi ve hem de aktoru. simdi Ataturk’un vatani genclige emanet etmesinin anlamini daha iyi anliyoruz. CHP cok vakit kaybetti ve uzun zaman pasif kaldi. Halkin umitle baglanacagi cazibe merkezi olmayi baskalarina kaptirdi. Ancak giderek korku ile idare edilir ve de yasar olduk. Millet olarak simdi en onemli sey bu giderek buyuyen korku ve ona teslim duvarini asmak. Bu korkularin edenlerinin ve icerigini iyi bir analiz edilmesi ve onlar uzerinde yine CHP nin sectigi yol olan katilimci metodla calismak gerek. Cok vaktimiz yok ama umidimiz cok.
    Umarim bu yaziniz ulkenin butun uc noktalarina ulasir ve giderek buyuyen bir kartopu gibi yol alir.

  2. Fatih Bingöl says:

    Yazınızı müthiş bir heyecanla ve zevkle okudum.Chp’li esnaf bir ailenin ilk üniversite mezunu kamu da çalışan bir bireyiyim ama dediğiniz gibi aktif siyasetten çok uzak.Bu güzel satırlarınızı da okurken hep şunu sordum kendi kendime insanlar neden kendilerine değer verenlere sırt çevirir, cevabı yok.Ama sizin de dediğniz gibi gençlere değer vermeli aktif katılımlarını sağlamalıyız.Bunun için de kendi çağımızda elimizden geldiği kadar anlatmaya çalışıyoruz, ve umutla bekliyoruz…

  3. Faik KÖK says:

    Geçmişi olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından , geleceği düşünen fişlenmiş gençler (ben ve benim gibi) olduğu sürece ve buna halk olarak sessiz kaldığımız için siyasetin Türkiye topraklarında işlevinin yitirilmesi haktır ve kaçınılmazdır .
    Günümüz Türkiye’sinde birinci sorunumuz terör olmaktan çıkmış durumdadır . Birinci sorunumuz , biz gençlerin gelecek düşüncesinin kısıtlanması , Ülke gazetecilerimizin özgürce yazamaması ve kadınlarımızın vahşice katledilmesi Türkiye Cumhuriyeti halkının siyasete güvenmemesi çok doğrudur .
    Biz gençlerin özgür gelecek düşünceleri , gazetecilerimizin özgürce yazması ve kadınlarımızın özgür hakları varmış gibi gösterilip kısıtlanmaz ise Türkiye Cumhuriyeti (kendi düşüncem) siyasette devir atlayabilir …

  4. Onur says:

    Özellikle yıllardır hep dikkatimi çekti ben öğrenciyim ve astrofizik okumak 7 yaşından bu yana hayalim ama gel gör ki maalesef eğitim kalitesinin düşük olmasından ziyade Uzay ve fen bilimleri alanlarında çok az eğitim mevcut bizden küçük diğer Avrupa ülkekeri uzaya çıkarken araştırmalar yaparken biz neden yapamayalım yani demem o ki ben Astrofizik bölümünü ülkemde Türkiye’mde okumak istiyorum

    Ve umarım ki mesajımı görür ve bu konu hakkında bir çalışma başlatırsınız ki başlatacağınızdan eminin size canı gönülden inanıyorum Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU

    SAYGILARIMLA
    Onur Demir.

  5. bir forum sayfası kurulsa… orada insanların fikirlerini ifade etmlerine imkan sağlansa… bu konuda epey yol alınır. chp’yi daha aktif görmek istiyoruz. bir chp’li üyenin çocuğu olarak, öğrenci olmam nedeniyle parti üyeliğine giremiyorum. fakat chp’yi ve genel başkanı, ayrıca tv’lere çıkan chp’lileri dikkatle takip ediyoruz. burada söylemek istediğim birşey: koray çalışkan gibi, umut oran gibi isimlere partinin beyin takımında yer verilmesi.

    • ayten aydin says:

      Bu ortam niye bir aktif forum olmasin. Herbirimiz bu guclu yazidan baslayarak onu bilebildigimiz butun uc noktalara ulastirarak bir halka yaratsak ve onlarin dusunme ve eyleme gecme hassasiyetlerini kamcilasak halka buyur gider ve birlikten korkusuzluk dogar…

  6. Onur YILDIZ says:

    Sn KILIÇDAROĞLU yazılarınız, söyleşileriniz, tv programlarınızı büyük bir keyifle izliyor ve dinliyorum. Genç Bakış programına katıldığınız gece tüm soruları yalın ve net bir şekilde cevapladınız. Eksiklik parti organındaki böcekleri arındırmak!

  7. müyesser says:

    sn KILIÇDAROĞLU sizi seviyor bir CHP gönüllüsü olarak sizi destekliyorum ancak siyaset bizim ülkemiz de ne yazık ki zengin işi ben asgari ücretli birinin daha milletvekili adayı olduğunu görmedim bu çok üzücü değil mi sizce de her siyasi iktidar da kazananlar olur sol parti iktidarların da solun zenginleri muhafazakarların iktidarın da ise onların zenginleri bu halk uzun yıllardır gelir dağılımı eşitsizliğinin için de kaybolmuş gidiyor açlık sınırının altında kazançlarla insanlar ev geçindiriyor siyasiler hükümetler onu düşünüyor mu da o siyaseti düşünsün ya da siyasetle ilgilensin toplum bireyleri arasın da aşılmaz uçurumları yaratan siyaset bu sorunu çözmeden kimseden birşey istemesin

  8. Mehmet Yalçın says:

    Sn Genel Başkan sizi saygıyla selamlıyorum tespitlerinize tamamen katılıyorum ülkemizin sorunlarının ana kaynağı bencede tam bu .VATAN SAĞOLSUN hayatta en değerli varlığını kolunu kanadını kaybeden ŞEHİT BABASININ ağzından dökülüveren kelime; en zor anda bile VATAN illede vatan . Vatan kardeşimde bu sadece bir toprak parçası değil ki içinde yaşayanlarla anlam kazanıp vücut bulan bir olgu TÜRKİYE CUMHURİYETİ Vatandaşı onun kimliğini taşıyan her bireyin onu sahiplenmek korumak kollamak gibi mutlak bir görevi var kurumlarına kurallarına sahip çıkmak yasalarına uymak bunları iyileştirebilme adına eksiklikleri dilendirmek her vatandaşın mutlak görevi .Bu yaşamakla eş değer olmalı bu çocuklarımıza öğreteceğimiz en önemli kural olmalı Bizim Cumhuriyetimiz bir halk hareketi olarak evrilip gelmedi Allah binlerce razı olsun ATATÜRK ve onunla birlikte canları pahasına cumhuriyeti bize armağan edenlere .bir çok devletler uzun iç savaşlar sonunda buna ulaşmıştır .Bana göre halk büyük kitleler halinde cumhuriyeti hala özümseyebilmiş anlam ve önemini 100. yılına yaklaştığımız bu günlerde bile anlayabilmiş değildir . Elbette bu durumun bir çok sebebi var . bence en önemli konu budur cumhuriyete halkın sahip çıkmasını sağlamak .bir lidere kul olmak değildir cumhuriyet; bireyin vatandaş olabildiği ve bir çok haklara sahip olduğu bir kurumdur dahası adamın adam olduğu yerdir ..
    Fakat memlekette yaşayan herkes çok iyi biliyorki cumhuriyet düşmanları hiç durmadı dış tehditler bunun yanında çoğu zaman hiç gibi sayılabilir oldu .hep örgütlendiler bunun için her değeri hep kullandılar ve şimdi işte meyvalarını yiyorlar
    Cumhuriyet’in halk içinde örgütlenmesi hiç bitmemeli bunun için hep çalışılmalıydı buradaki eksiklik yüzünden bu gün bu sorunlar bu yüzden bence CUMHURİYET HALK PARTİSİ’nin birinci görevi hep bu olmalı bu çaba her alanda hiç bitmeden devam etmeli
    kendimi bu kutlu uğraşta hep bir nefer gördüm aklım yettiğince anlatacağım
    hep örgütlü olmak diri olmak zorundayız
    sayın başkan sizi destekliyor başarılar diliyorum

  9. ayten aydin says:

    Evet “Cumhuriyet” INSANin Insan gibi yasamayi bilen, yani kendi haklarini savunan ve baskalarinikine de saygi duyan
    insanlar toplulugu rejimi olarak bilinmeli ve savunulmali.

  10. İsmail AKÇAAY says:

    Tabi ki varız 😊 işte bu yüzden CHP liyim. Kapalı kapılar ardında alınan kararların aksine halkla beraber harmanlanan geleceğin pesindeyiz

Düşüncenizi Paylaşın