Geleceği Yazmak

Geleceği Yazmak

Dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi iklimden memnun değiliz.

Bölgemizdeki savaş ve istikrarsızlık memleketimizde de yoğunluklu hissediliyor.

Dünya ekonomik krizi Türkiye’yi etkiliyor.

Ekonomi büyüyemiyor, büyüme iş potansiyeli yaratamıyor.

En son Hopa da yaşadığımız doğal felaket ve benzerleri giderek artıyor.

13 yıllık bir iktidar partisinin ve onun eski başkanı olan mevcut Cumhurbaşkanımız, 90 yıllık iyi kötü işleyen demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini antidemokratik, Sünni dindar ve yalnızca kendi destekçisi için sosyal olan bir polis ülkesi haline getirdi.

Türkiye’nin en büyük siyasi sorunu olan Kürt sorunu demokratik yollarla çözülemedi.

PKK ile çatışma süreci yeniden başladı. Her gün yeni ölümlere uyanıyoruz.

İçimiz acıyor.

Geleceğe umutla bakamıyoruz. Endişeliyiz.

Oysa biz doğamız, komşumuz, toplumumuz ile birlikte güvende yaşamak istiyoruz.

Geleceğe umutla bakmak, çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakmak istiyoruz.

Bu olanaklı mı? Yoksa yarın bugünden daha kötü mü olacak?

Coğrafyamızın kaderi deyip bu depresif durumu kabullenecek miyiz?

Kendi geleceğimizi kendimiz kurabilir miyiz? Yoksa tamamen pasif bireyler olarak mı yaşamımızı sürdüreceğiz?

Bu kaostan nasıl kurtulacağız? Çözümü nerde aramalıyız?

Bana göre bütün bu soruların tek cevabı var; Siyaset.

Siyaset ve siyasetçinin bu kadar yozlaştığı, siyasete olan güvenin azaldığı bir ortamda siyasetten çözüm beklemek ucuz bir siyasi vaat gibi geliyor kulağa.

Biliyorum.

Ama tek çıkış yolumuz var; Yeni bir siyasi dil, yeni bir paradigma yeni bir Türkiye hayali koyan siyaset!

Nasıl bir Türkiye’de, nasıl bir dünyada yaşamak istediğimizi ortaya koymalı ve bu çerçevede örgütlü mücadele vermeliyiz.

CHP 93 yıllık ulu bir çınar. Sosyal demokrat siyaset ideolojisi ile insanı ve doğayı merkeze koyan yeni bir siyasi dili üretebilir. Bunu yapabilecek insan sermayemiz olmasına karşın CHP’nin sürekli politika üretmesini sağlayacak, batı demokrasilerinde gördüğümüz gibi düşünce kuruluşları yetersiz.

Yeni Arayış’ın bu gereksinimi yerine getirmek, yeni bir siyasi dil kurmak, geleceğe ilişkin yeni bir Türkiye modeli önermek için önemli bir mecra olacağına inanıyorum.

Bu girişimlerinden dolayı yıllardır birlikte siyaset ürettiğimiz arkadaşlarımı tebrik ediyorum.

Siyasetin tıkandığı bu noktadan çıkarmak üzere çoğu yapısal olan sorunlara bu mecra ile çözüm üretmemiz gereğine inanıyorum.

Yeni Arayış’ın cevap aramasında fayda gördüğüm bazı konuları şöyle düşünüyorum:

İnsan haklarına dayalı devlet mekanizmasını nasıl yeniden inşa edebiliriz?

Bireyin devlete karşı güçlendiği bir yönetim modelini nasıl kurabiliriz?

AB ile ilişkileri yeniden nasıl geliştirmeliyiz?

Yaratıcı, sorgulayan bireyler yetiştiren eğitim sisteminin modeli nedir?

Kadınları toplumda nasıl daha güçlü kılabiliriz?

Doğa ile barışık sürdürülebilir bir ekonomik düzeni nasıl inşa ederiz?

İşgücü yaratan ekonomik büyüme nasıl sağlanır?

Komşuları ile barış içinde bölgesinin denge unsuru olan Türkiye’nin dış politikası nasıl gelişir?

Bu soruların cevapları üzerine araştıran, düşünen, yazan bir platforma çok ihtiyacımız var.

Geleceğimizi kendi ellerimizle kurmamız için etkin bir siyaseti ortaya koymaya, etkin siyaset için de sormaya, öğrenmeye ve en önemlisi de yazmaya ihtiyacımız var.

Yeni Arayış geleceğimizi yazmalı.

Yolunuz açık olsun.

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Yukaridan dusen meyvalar yetersiz kaldi veya uygun olmadi.. Kendi kafamiz kendi kalbimiz ve de ellerimizle kendimize en uygun bir yeniden dogusa ihtiyacimizvar. El ele vermemiz ve tabani saglam bir guc yaratmamiz elzem ve de gerekiyor.

Düşüncenizi Paylaşın