Boysan Yakar’ın Nefesi

Boysan Yakar’ın Nefesi

Adım Boysan Yakar. Yeni Arayış yazarıyım. Bugün öldüm. İşte ilk yazım…

“Aykan selam, yazı yolda. Merak etme. Ben araba başında ve kamp içinde günler geçiriyorum. Özlediğim tatile kavuştum ama biraz insanlardan ve medeniyetten uzaklaştım. Eli kulağında, merak etmeyin. Çok teşekkür ederim. Sizleri mahçup etmeyeceğim. Anca internet buldum, o yüzden geç yazdım. İyi geceler.”

Dediğim gibi “özlediğim tatile kavuştum.”

Ama LGBTİ bireylerin eşit yurttaşlık, temel hak ve özgürlükler mücadelesi devam ediyor. Bundan sonra benim köşem, Boysan Yakar’ın Yeni Arayış köşesi sizlere emanet.

Yeni Arayış, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, LGBTİ hak ve özgürlükleriyle ilgili yazılarınızı artık sizin imzanızla “Boysan Yakar’ın Nefesi” bölümünden yayımlayacak. Bilin ki her yazınızda ben de yazıyor olacağım, yaşıyor olacağım.

Adım Boysan Yakar. Yeni Arayış yazarıyım. Dün, bugün, yarın ve özgür bir gelecekte yaşıyorum…

5 Eylül 2015 günü Çanakkale'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Boysan Yakar, gönüllü çalışmalarına 2005 yılında Lambdaistanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nde başlamıştır. 2008 yılında kurulan LGBTİ Aileleri ve Yakınları Derneği’nin 2013 yılında gösterime giren “Benim Çocuğum” belgeselinde yönetmen asistanlığı yapmıştır. Haziran 2013’te İstanbul’da başlayan ve Türkiye’nin birçok kentinde devam eden Gezi Direnişi sonrası 2014 yerel seçimlerinde İstanbul’da yaşadığı Şişli ilçesinden açık eşcinsel kimliğiyle belediye meclis üyesi adayı olmuştur. Şişli Belediyesi’nde yurttaşlara yönelik eşit hizmetler ve insan hakları alanında başkan danışmanlığı görevini sürdürmüş, toplumsal eşitlik alanında projeler üretmiştir. Belediyeye ait beş yıllık stratejik plan ve bütçesinde ilk kez LGBTİ’lere yer verilmesini sağlamış, bu vesileyle eşitlik temelli politikalar geliştirerek LGBTİ yurttaşların eşit hizmetler almasını hızlandırmıştır. Nisan 2015 yılında ABD’nin devlet bursuyla Washington DC’de bulunan Human Rights Campaign ve Victory Institute & Fund örgütlerinde danışman olarak çalışmıştır. 2006 yılından beridir İstanbul LGBTİ Onur Haftası Komisyonu'nda yer almıştır. Ayrıca Şişli Kent Konseyi 2014-2016 döneminde LGBTİ haklarından sorumlu yürütme kurulu üyeliğini sürdürmüştür. Türkiye'de LGBTİ hak mücadelesi alanında bölgesel ve uluslararası çalışmalar yapan Yakar, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar Bölümü mezunuydu. Değerli anısı, Yeni Arayış'ta "Boysan Yakar'ın Nefesi" başlığıyla yayımlanacak yazılarla yaşamaktadır.

4 Yorum

  1. Ayten Aydin says:

    Ruhuyla yapacagi katilimlari onu okumasini bilenler icin hic sonmeyecek bir kivilcim olacaktir. Ruhu rahat olsun.

  2. Umut Saim says:

    Her şeyden biraz vardı onda ama en çok özgürlük, en çok liderlik, örgütleme, en çok kayıtsız şartsız insan hakları savunuculuğu… bana çok şey öğrettin, yaptıklarınla ve dokunduğun insanlardaki yansımalarınla daha çok kişiye çok şey öğreteceksin… çok erkendi bu… herkesten erken; çünkü kimselerin alamadığı yolları aldın kısacık hayatında, yılmadın, çok yoruldun ama kimseye sırtını dönmedin ve çok sevildin çocuk… şimdi dinlen bakalım, bir gün gene nasılsa…

  3. Umut Saim says:

    Günlerdir çok az zaman diliminde kendimde oldum. Şöyle bir durup, elim bir trafik kazasında yitirdiğim ve çok sevdiğim dostumu düşünmediğim anlarda bir tür kaosun içinde debelenen bir insan topluluğu içinde buldum kendimi… Günlerdir bir kişinin benim ruhuma ve bedenime ağır gelen kaybına yas tutarken, birçok insanın çok uzaklarda ve hiç tanımadığı onlarca insana canının yandığını gördüm. Birileri her zamanki gibi birilerini suçluyor, ötekilerse bu ölümlerle hiç ilgileri olmadığı halde galeyanın ortasında hayatlarından endişe duyuyordu. Faşizan sesler ağıtlara karışıyor, ürkek ve cılız sağduyu gene nefret ve korkuya yenik, tükeniyordu… Ben hiçbirini tam hissedemedim, bir kişinin acısı içimde hala o kadar derin ki, aklım ulaşamıyor. Üstelik o kişi bir kazada öldü, birini suçlayamıyorum; çok aradım ama yok… Hayatını insan haklarının en temel olanlarını savunmaya adayan, yaşarken kimseyi kırdığını görmediğim, birçok insanın farklı farklı uğradığı haksızlıklara karşı kendini siper ederek aklı, yaşamı, güzel olan ne varsa, gerçek ve dürüstlüğe dair ne varsa onu savunan biri… Ne cehaletten ne galeyana gelmiş kalabalık bir kitlenin yapabileceklerinden korkan, savundukları için dimdik ayakta duran ve asla geri adım atmayan nadir bir yürekti ve sebepsiz yere gitti… Belki ölümlerin hiç birine bir sebep veremeyiz , bu genç yaşamların uçup gitmelerine anlam bulamayız ama öteki kavramımız olduğu sürece suçlayacak birilerini bulup acımızı dindirebiliriz… O zaman belki daha katlanılır olur ölüm… Belki daha anlamlı olur yaşadığımız aciz hayatlarımız… Belki anlamlı olur faşizan ve nefret dolu kirlenmiş ruhlarımızdan dile dökülen söylemlerimiz… ama hiç biri bu döngünün kırılmasına yaramaz, aksine devran aynen olduğu gibi döner. Sistemin ve toplumun üzerinde olduğunu düşünen siyasi güçler ki onlarda bireylerden oluşur, bu sistematiği iyi bilir ve kendi çıkarlarına kullanabilir. Onların ağına düşüldü müydü zaten neye inanırsak inanalım, hangi ideolojiyi savunursak savunalım zaten çok geçtir, akıntı bir kere sizi o yöne çekti mi öylece sürüklenirsiniz… Fark yaratamayız, yeni bir yönelimle rotadan çıkamayız, kaybettiklerimizi geri getiremediğimiz gibi bir yerde başkalarının zarar görmesine engel olamayız… Benim kaybettiğim dostum bunların hepsini çok iyi sindirmiş, sağduyusunu her daim korumuş, aklını duygularına feda etmemiş ve toplumsal huzur ve eşitlik için, haklı olanı ezileni yerden kaldırmak için tüm yaşamını ortaya koymuş bir bireydi… Benim aklım hala onda, başka bir kayıp için bir hissi henüz duyamıyorum… Yaşamıyla bana öğrettiklerinden biri de hiç bir ideolojinin insan hayatından değerli olmadığıydı… o bunu bilirdi, hiç bir ideoloji yada o ideolojinin nemalandığı insan grubu onu kullanamazdı… aklıyla ve vicdanıyla bozardı oyunları… hepimizin yapabileceği gibi… sadece bu kadarını ona borçlu olduğum için kendimi zorlayıp yazmak istedim… O en ötekisinin bile (ki pek de olduğunu sanmıyorum, ötekisi diyebileceğim mesafede durmazdı kimseye) ölmemesini isterdi, onunla tartışabilmeye devam edebilmek, ona derdini anlatabilmek isterdi… hayatı boyunca da anlattı, nefret söylemi üretmeden, ayrıma sebebiyet vermeden, kin ve öfke ile insanları kışkırtmadan ama örgütleyerek, bir araya getirerek tepkiyi pozitif bir sonuca kazanıma çevirerek… Ben hala bir kişinin geride bıraktıklarına, acısına ve yasına sahibim… Bir kişi daha koyamıyorum yanına, yer yok diye içimde… Milyonlarca insanın anlayamadıklarını bir çırpıda sindirmiş ve bi o kadarının yapamadıklarına cesaret edip elini taşın altına sokmuş arkadaşım benim… Seni her zaman anacağım, yaptıklarını anlatacağım, doğrularını, gördüklerini, savunduklarını aktaracağım… Seni hiç ama hiç içimden çıkarmayacağım… Rahat uyu sen Boysan Yakar​… hepimizden çok yoruldun, sıra henüz hayatlarına hiç uyanmamış olanları dürtüp uyandırmakta…

  4. Cemal Akyüz says:

    Sevgili Boysan, ben seninle ayni okuldan mezunum bransim mimarlik, yazini okudum ve diger yazılarını da okuyacagim , ben de 21 yıl once Izmir de Londra dan Türkiye’ye dondukten 1 hafta sonra bir trafik kazasinda öldüm. Ama bir sekilde geride kalan annem, 1 kardesim ve arkadaslarimla yaşamaya devam ediyorum. Sibel Akyüz

Düşüncenizi Paylaşın