HDP’nin Büyük Çaresizliği

HDP’nin Büyük Çaresizliği

7 Haziran’da çıkan sonuçlardan memnun olmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, vesayetindeki AKP’nin tek başına iktidar olabilmesi için ülkeyi erken seçime götürüyor.

HDP’nin yüzde 10 barajını aştığı durumda AKP’nin tek başına iktidar olabilmesinin tek koşulu var: en az yüzde 46 oy almak.

Bu mümkün mü?

Yapılan tüm araştırmalar, bunun mümkün olmadığını gösteriyor.

Peki Erdoğan bu araştırmaları bilmiyor mu?

Kuşkusuz biliyor.

HEDEF HDP’Yİ BARAJ ATINA İTMEK

Bu gerçeğe rağmen Erdoğan’ın bu hedefe ulaşmasının tek yolu HDP’nin yüzde 10’nun altında kalması.

Erdoğan ve AKP’nin 7 Haziran seçimlerindeki stratejisi de buydu. Yani HDP’nin yüzde 10’nun altında kalması. Bunun için her türlü provokasyon denendi.

Ağrı’da başlayıp seçimin iki gün öncesinde HDP Diyarbakır mitinginde patlayan bombanın hedefi buydu. İstenen Kürt seçmeni sokağa çekmek ve HDP’yi baraj altına itmekti.

AKP 7 Haziran öncesinde deneyip başaramadığı bu stratejiyi bu kez PKK’yı bombalayarak, HDP’yi, Eş başkanları ve HDP’li yerel yöneticilerini hukuken baskı altına alarak, tutuklayarak devam ettiriyor.

TERÖR KÜRTLERE VE HDP’YE ZARAR VERİYOR

Erdoğan’ın bu yeni stratejisi başarılı olmuş görünüyor.

PKK, Erdoğan’ın Kandil’i bombalamasına Türkiye’de şiddet dalgası başlatarak cevap verdi.

PKK isteyerek Erdoğan’ın stratejisinin parçası oldu. Bunun siyasal bir hata olduğu açık. Çünkü PKK’nın Türkiye’de başlattığı terör herkese zarar veriyor. Başta Kürtlere, barışı savunanlara ve HDP’ye.

Bunun için PKK Erdoğan’ın bu oyununu bozmak için şartsız ateşkes ilan etmelidir.

YEREL YÖNETİCİLERİN HATASI

PKK’nın Türkiye’de başlattığı terör dalgası Erdoğan başta olmak üzere içerdeki tüm milliyetçi kesimi HDP’ye yönlendirmiş, partiye baskı kurulmasına yol açmıştır.

HDP’yi siyaseten sıkıştıran bir başka gelişme de HDP’li yerel yöneticilerin ilan ettikleri, “demokratik özerlik”, “öz savunma” gibi romantik çıkış ve uygulamalardır.

Kuşkusuz devlet bölgede Kürtlere, yerel yöneticilere baskı uygulamaktadır. Ama buna karşı çıkmanın yolu demokratik özerklik, öz yönetim gibi çıkışlarla fiili durum yaratmak değildir. Bu çıkışlar ne Kürt sorununun çözülmesine ne de var olan devlet şiddetinin son bulmasına katkı sunar.

Yerel yöneticilerin bu tip çıkışları HDP üzerinde siyasi ve hukuki baskıların artmasından başka bir işe yaramaz.

DEMİRTAŞ’IN ZOR SINAVI

AKP ve MHP’nin HDP’yi şeytanlaştırdığı ortamda PKK’nın terör eylemleri de, HDP’li yerel yönetimlerin demokratik özerlik, öz yönetim gibi çıkışları da Erdoğan’ın HDP’yi yüzde 10’un altına itme stratejine katkı sunmaktan başka bir işlev görmektedir.

Bunun için HDP’nin Kandil’e terör eylemlerine son vermesi için, yerel yönetimlere de ilan ettikleri “demokratik özerklik”, “öz yönetim” gibi fiili durumlara son vermeleri için güçlü bir siyasi çağrı yapmak durumundadır.

Unutulmamalıdır ki, PKK terörü de, yerel yönetimlerin fiili olarak yarattıkları durum da en büyük zararı Kürtlere, barışı savunan toplumsal kesimlere ve siyaseten de HDP’ye vermektedir.

Onun için bugün en büyük sınav, başta Selahattin Demirtaş ve HDP’nindir.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın