Bu politik düğüm nasıl çözülecek? Yeni Arayış, Yeni Siyaset

Bu politik düğüm nasıl çözülecek? Yeni Arayış, Yeni Siyaset

Kişisel ihtiraslar ve kötü yönetim nedeniyle Türkiye politik ve ekonomik derin bir girdabın içerisine sürüklendi. 7 Haziran`dan sonra siyaset kurumu bir hükümet kurmakta zorlanıyor. Türkiye yeni bir seçime doğru sürükleniyor. Ülkenin kurumları bu politik düğümü çözebilecek durumda değil.

Seçimler yenilense bile sonucun bir usulsüzlük ve hile olmadığı durumda fark yaratacak şekilde değişmesi beklenmiyor. Mevcut kaotik durumun çözüleceği yönünde umutlandırıcı bir emare yok. Normal şartlarda demokratik temsil açısından en ideal yönetim olan koalisyonlar sürecine girsek de AKP ve MHP`nin tavrı nedeniyle bu yeni dönemden umutlu olmak epey zor.

Normal şartlarda içinde bulunduğumuz durumda birleştirici, bütünleştirici ve çözüm üretici durumda olması gereken Cumhurbaşkanı Erdoğan fiili olarak başkanlık sistemine geçildiğini kendi kendine “ilan ederek” bir oldu-bittiyle kendi konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Bu sivil darbe girişimi aynı zamanda mevcut fiili hükümetsizlik durumunun devam edeceği yönünde de olumsuz bir algı yaratıyor.

AKP iktidarı özellikle son döneminde Türkiye siyasi tarihi için kara bir sayfaydı

Türkiye`nin kurumlarının itibar ve güvenilirliği erozyona uğradı. Hukuk ve adalet ayaklar altına alındı. Ekonomik geleceğimiz gündelik siyasi çıkarlara feda edildi. Dış politikada ilkesiz, emperyalist ve hayalci bir yaklaşımla ikili ilişkiler bozuldu, ülkenin algısı zarar gördü, önemli milli güvenlik riskleri yaratıldı.

Gezi, 17-25 Aralık yolsuzluk skandalları, kibir ve kötü yönetime sonunda seçmen kayıtsız kalmadı. Artık “tek başına AKP`yi iktidarda istemiyorum” dedi. Bu mesajı Erdoğan ve AKP kabullenmedi. İşte bu yüzden ülke ciddi bir krizle karşı karşıya.

Özetle kuruluşundan itibaren Türkiye hiç olmadığı kadar zorlu bir süreçte. Ekonomi sürekli daha da bozulan makroekonomik veriler ve küresel iklimde değişen koşullar nedeniyle tıkanma noktasında. Türkiye hem PKK hem IŞİD terörüyle aynı anda savaşıyor. Dış politikada izole ve yalnızlaşmış durumda. Orta Doğu`da mezhepçi, Batıda terörü destekleyen bir ülke algısı yarattık.

Devlette israf, kibir ve kötü yönetim küresel medya için bir alay konusu haline geldi. Bütün iç ve dış faktörler elbirliğiyle Türkiye`yi bir uçuruma sürüklüyor. “Kusursuz bir fırtına” ülkemizin aleyhine oluştu ve siyaset kurumu topyekun bu duruma karşı mücadele etmediği durumda kriz daha da yaklaşıyor.

Bu girdaptan bir çıkış yolu var mı?

Bu çıkmazdan çıkış yolumuz yeni arayış sonucu ulaşacağımız yeni siyasettir. Ancak yeni bir siyaset kurumu kurabildiğimiz takdirde Türkiye`nin hep konuştuğumuz potansiyelini, “Türkiye Rüyasını” gerçekleştirebiliriz. Bu ancak Türkiye siyasetindeki ana arter partilerin çağdaş, olgun, ikna edici programlar ve kadrolar öne sürmesiyle olabilecektir. Bu kadroların siyasetçi değil, devlet adamı bilinciyle hareket etmesi ve ülkeyi ileriye doğru taşıma iradesine sahip olması gerekiyor.

Türkiye siyasetinin ana kurumları bu siyaseti hep birlikte aramalı ve ortaya çıkarmalıyız:

Yeni arayış yeni bir siyaset gerektiriyor

Bu yeni siyasetin ideolojik ve ilkesel çerçeveyi gözden kaçırmadan, demokratikleşme, ekonomi, dış politika ve güvenlik alanlarının birbiriyle bağdaşık olarak ele alınması gerekiyor.

Ekonomide yaratıcılık, inovasyon ve akıl sermayesine sahip insanlarla maddi sermayeyi bir araya getirecek bir model kurmak mevcut iletişim teknolojileriyle zor değil. Türkiye`nin ekonomik olarak ilerlemesi ve gelişmesi için demokrasiye ve özgür düşünce iklimine ihtiyacı var.

Dış politikada da Batı ailesinin bir parçası ama Doğunun da önemli bir aktörü olarak solun ana değerleriyle uyumlu bir yol haritası izlenmesi gerekmekte. Türkiye’nin hem bölgede hem dünyaya istikrar ihraç eden, etkili ve uluslararası problemlere duyarlı bir aktör olmasının kilit noktası tam demokratik ve seküler bir sistemle güçlü bir ekonomiyi entegre edebilmektir.

Önümüzdeki dönemde milli güvenlik ve özgürlükler meselesi siyasetin ana konularından biri olacak. Türkiye`nin kaygan bir zeminde olduğunu bazıları yeni keşfetti. IŞİD’in terörist değil, “öfkeli çocuklar” olduğunu iddia eden ve bu tehlikeyi bile öngörmekten aciz kadroların ülkenin güvenliğini sağlaması mümkün değil.

Başlattığımız bu yorum ve analiz sitesi merkez sol siyasette bilgi ve veri odaklı bir siyasal arayışın entelektüel merkezlerinden biri olmayı hedeflemektedir.  Kendi konusunda uzman, siyasal bilince sahip, ilkesel siyaseti ve ideolojik fay hatlarının farkında bir ekiple omuzladığımız bu çalışma umarım siyasal yelpazenin diğer taraflarına da emsal teşkil edecek, ülkede siyaset normalleşecektir.

Washington merkezli Sidar Global Advisors (SGA) politik risk ve makroekonomik araştırma firmasının sahibi ve yöneticisidir. Türkiye Rüyası Yeni Siyaset kitabının yazarıdır. Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu’dan (SAIS) yüksek lisans derecesi bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın