BDP’li Belediyelerin Erken İktidar Hastalığı

BDP’li Belediyelerin Erken İktidar Hastalığı

7 Haziran seçimlerinde vesayetinde AKP’nin tek başına iktidar olamaması, Erdoğan’ı erken seçim kararı almasına yol açtı.

Ancak bu erken seçimde, Türkiye’nin yaşadığı ekonomi, demokrasi, hukuk, otoriterleşme gibi sorunları değil güvenlik, terör, şiddet, şehit cenazelerinin gündem olmasını istedi. Böyle olursa 7 Haziran’da MHP’ye giden oyları geri alabileceğini ve AKP’nin yeniden tek başına iktidar olabileceğini düşündü.

Erdoğan, erken seçim stratejisini bunun üzerine yani şiddet, terör, şehit cenazeleri üzerine kurdu. Bunun için tek ihtiyacı olan şey Türkiye’de terör dalgası başlatmaktı. TSK, 21 Temmuz’da IŞİD’e yönelik başlatılan sınır dışı operasyon bir anda PKK’ya yönelip Kandil bombalanmaya başlayınca Erdoğan hedefine ulaştı.

Kandil’in bombalanmasına PKK, Türkiye içinde başlattığı terör dalgası ile cevap vermesi, Erdoğan’ın stratejisinin hayata geçmesi anlamını taşıdır.

HEDEF TERÖRLE MÜCADELE DEĞİL

Oysa Kandil’e başlatılan bombalamaların hedefinin terörle mücadele olmadığını en iyi PKK’nın bilmesi gerekiyor.

PKK’nın Erdoğan’ın stratejisini görmemesi mümkün mü?

Değil.

Bu yüzden PKK’nın Erdoğan’ın Kandil’i bombalamasına karşı Türkiye’de başlattığı terör dalgasının başka bir anlamı olmalı. Belli ki PKK da, Erdoğan gibi çözüm sürecinin bu döneminde devamından yana değil. Erdoğan gibi PKK da, çözüm sürecinin Gezi’den bu yana ‘mış’ gibi devam etmesinden yanaydı. Erdoğan süreci fiili olarak bozunca PKK’da buna uydu.

ATEŞKES: HEMEN ŞİMDİ

Sonuç olarak artan şiddet, şehit cenazeleri Erdoğan’ın stratejisine uygun biçimde devam ediyor. Hedefi ülkede kaos ve güvenlik olduğu algısı yaratarak seçimleri manipüle etmek ve vesayetindeki AKP’nin yeniden tek başına iktidar olması.

Ancak 21 Mart 2013’te Öcalan’ın mektubundan sonra PKK’nın başlattığı bu şiddet dalgası ve her ölüm Türklerle Kürtler arasındaki duygusal kopuşa hizmet ediyor.

Dahası bu şiddet PKK’nın son yıllarda uluslararası alanda kazandığı moral üstünlüğü kaybetmesine yol açabilir.

Bunun için PKK’nın HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yaptığı çağrıda olduğu gibi ‘ama’sız ateşkes ilan etmesi gerekiyor.

YEREL YÖNETİMLERE NE OLUYOR

Erdoğan’ın şiddet stratejine uygun davranan sadece PKK değil. Bölgede yerel yönetimlerin son dönemde kendi kendilerine ilan ettikleri ‘demokratik özerklik’, ‘öz yönetim’ gibi fiili durumlar Erdoğan ve AKP iktidarının işini büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır.

Yerel yönetimlerin özünde demokratik yönetim modelinin bir parçası olarak hayata geçirdikleri bu fiili durumlar, siyaseten doğru bir zemin ve zamanda yapılmıyor. Eğer bu tür durumlar normal zamanlarda sadece bölge değil Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yerel yönetimlerin demokratik talebi olarak kamusallaşıp, siyasallaşma daha anlamlı ve büyük resimde demokratikleşmenin bir parçası olarak anlamlı olurdu.

Ancak mevcut koşullarda yerel yönetimlerin bu tür çıkışları, Erdoğan ve AKP iktidarına bölgede siyasi baskı ve şiddet uygulaması konusunda daha çok koz vermekten başka bir işe yaramamaktadır.

ERKEN İKTİDAR HASTALIĞI

Yerel yönetimlerin mevcut koşullarda ilan ettiği bu tür çıkışlar bana PKK’nın bundan 23 yıl önce Şırnak’ta başlattığı ayaklanmayı hatırlatıyor.

Bundan 23 yıl önce PKK, 18 Ağustos 1992’de Şırnak’ta ayaklanma başlattı. Bölgede Botan-Behdinan Savaş Hükümeti’ni ilan etti, Kürdistan Ulusal Meclisi’ni kurduğunu açıkladı. TSK’nın savaş uçaklarının ve tankların devreye girmesiyle PKK Şırnak’ta bozguna uğradı ve ağır kayıp verdi.

Murat Karayılan 2011 yılında yayınladığı ‘Bir Savaşın Anatomisi’ kitabında o günleri ‘erken iktidar hastalığı’ olarak tanımlamış ve bir özeleştiri yazmıştı.

Erdoğan’ın erken seçime savaş stratejisi ile girmek istediği biline biline yerel yönetimlerin tek taraflı ilan ettikleri demokratik özerklik, öz yönetim kararları tam da bu erken iktidar hastalığına işaret ediyor.

Oysa HDP’li yerel yöneticiler hedef kendi kendilerini yönetmek olsa bile bunun yolunun tek taraflı ilanlarla değil Türkiye’nin demokratik dönüşümünden geçtiğini bilmemeleri imkansız.

Bunun için böylesine tek taraflı oldu bittiler yaratmak yerine siyaseten HDP ve Demirtaş’ı güçlendirecek yerel yönetim modellerini ve başarılarının ortaya koymalarında yarar var.

Çünkü tek taraflı ilanlar, Türkiyelileşme çabasındaki HDP ve Demirtaş’ı zorda bırakmaktan başka bir işe yaramıyor.

Bu açıdan belki de esas sorunumuz tek başına HDP’nin PKK’ya mesafe alması değil. Belki de esas sorun bölgedeki yerel yönetimlerin de PKK ‘ya aynı mesafeyi almasında.

Sonuç olarak Erdoğan’ın stratejisi PKK’ya ve bölgedeki yerel yönetimlere rağmen başaralı olamayacak.

Çünkü toplum yaşanan her şeyin farkında.

Şehit aileleri bunun farkında.

Şehit cenazelerinde Erdoğan’a, AKP’ye verilen tepkiler bunun işareti.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

1 Yorum

Düşüncenizi Paylaşın