Yaşam Tarzına Karışmanın İktisadi Riskleri

Yaşam Tarzına Karışmanın İktisadi Riskleri

Cehalet savaşması en zor düşman. Hele ki yobazlık ve çok kültürlülüğe düşmanlıkla birleşirse durum daha vahim. Birbirini besleyen bu üç kötülük bütün toplumların en büyük baş belası ve biz ne yazık ki 2016’dan kurtulduk derken bu üç belanın dışa vurumu olan Reina katliamı ile girdik 2017’ye.

Uzun uzun bu mezalim hakkında yazacak değilim. Sadece hepimizin hayatını tehdit eden, etmekle kalmayıp canımızı alan terör olaylarını sosyal medyada alkışlayanların belki yüzde birinin aklına hitap edebilmek için yazıyorum bu yazıyı.

Kendini Müslüman sanan, Noel baba bıçaklayıp, sünnet eden kardeşlerim. Biliyorum yılbaşı kutlanmasın istiyorsunuz. Hindi ve kuru yemiş yenmesin. Hatta oruç tutalım tutmayalım Ramazan’da iftar saatleri dışında yenilip içilmesinden de hoşlanmıyorsunuz. İçkiye tümden karşısınız. Bazılarınıza göre sigara da mekruh. Piyango zaten kumar. Öyle olsun. Kimsenin itikadına ya da fıtratına bir itirazımız yok. Lakin Türk ekonomisinin gerçekleri nasıl, bu yaratılan mahalle baskısı neleri, nasıl etkiler, bir bakalım isterseniz.

2016 eylül ayı itibariyle Türkiye’de kayıt dahilinde 27,5 milyon kişi çalışıyor. Bu kitlenin %21’i tarım, %18’i imalat, %8’i inşaat, %1’i ise madencilik alanında. Geriye kalan tüm çalışanlar hizmet sektöründe. Yani çalışan nüfusun yarısından fazlası hizmetler alanında çalışıyor. Peki, hizmetler hangi alt sektörlerden oluşuyor? Toptan ve perakende ticaret; Ulaştırma ve depolama; Konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri; Bilgi ve iletişim; Finans ve sigorta faaliyetleri; Gayrimenkul faaliyetleri; Mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler; İdari ve destek hizmet faaliyetleri; Kamu yönetimi ve savunma; Eğitim; İnsan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri; Kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor; Diğer hizmet faaliyetleri hizmetlerin alt sektörleri.

Bir lokantayı açmak ve işletmek için yukarıda sıralanan alt sektörlerin hangisi değer zinciri içinde peki?

baykalphoto

Sadece toptan ve perakende ticaret, ulaştırma ve depolama ile konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri toplam istihdamın neredeyse dörtte biri (TUIK İstihdam Verileri, 2017). İşin turizm boyutuna değinmiyorum bile.

İşin istihdam tarafına baktıktan sonra kabaca vergi gelirleri boyutuna bakalım. Türkiye Cumhuriyeti devletinin 2015 bütçe gelirlerinin %21,9’u ÖTV’den gelmiş. Detaya bakarsak bütçenin %7’si alkol ve sigaradan alınan ÖTV’den geliyor. İşin içine bu kalemlerdeki KDV’yi, bu ürünleri satan esnafın gelir vergisini ve diğer ilişkili vergileri de katarsak oran %10’u geçiyor. (Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri, 2016)

Türkiye’de sosyal yardım alan nüfus, 3,5 milyon Suriyeliyi saymazsak, kabaca 15 milyon, yani neredeyse her beş kişiden biri sosyal yardım alıyor. İstihdamın artarak sürmesi ve vergi gelirlerinin devamlılığı işte bu nedenle çok büyük önem arz ediyor.

Son olarak tüketimdeki düşüş eş zamanlı olarak ekonomik büyümeye olumsuz tesir ediyor. Türkiye’nin mevcut işsizlik seviyesini koruyabilmesi için her yıl kabaca %5 büyümesi lazım iken bütün bu mahalle baskısı sadece T.C. vatandaşlarının tüketimini değil, turizmi, ticareti ve Türkiye’ye yapılacak olan doğrudan ve dolaylı yatırımları da olumsuz etkiliyor.

Bu nedenledir ki değerli kardeşlerim siz siz olun insanların yaşam tarzına karışmayın. Karışmayın ki toplumsal dayanışmamız sürebilsin. Bırakın isteyen istediğini yesin ve içsin ki hem istihdam hem vergi gelirlerimiz olumsuz etkilenmesin ve devlet açlara yoksullara yardım etmeye devam edebilsin.

1975 İstanbul doğumlu olan Bilgehan Baykal, İTÜ Makina Mühendisliği Bölümü'nü bitirdikten sonra sırasıyla University of Maine’de Pre-MBA, İngiltere’de Henley Management School’da MBA ve Marmara Üniversitesi’nde kalkınma iktisadı üzerine yüksek lisans yaptı. 2016 yılında Marmara Üniversitesi'nde Avrupa Birliği iktisadı üzerine doktorasını bitiren Bilgehan Baykal, 20 yılı aşkın süredir bilişim sektöründe hem yerel hem çok uluslu şirketlerde yöneticilik yapmıştır. 2008-2015 yılları arasında Radikal, Birgün, Yeni Harman, Techinside gibi mecralarda köşe yazıları yazan Bilgehan Baykal "Teknik Değişimin Ekonomisi" kitabının yazarları arasındadır. Baykal, TÜSES Vakfı Yönetim Kurulu üyesidir.

1 Yorum

  1. dilantufan says:

    her dindar yobaz mıdır ya da her inanmayan süper zeki midir ? ön yargılı insanlar ne kadar okul bitirirse bitirsin hala ön yargılı olduklarından dolayı okudukları okul işe yaramış mıdır yaramamış mıdır ? İslam fobisi olan biri neden her inananı aynı kefeye koyar ama inanmayanları koymaz? cevaplar mısınız bu kadar eğitim görmüş , yobaz insanlar gibi ön yargısı olmayan sizden cevap almak beni çok mutlu eder , saygılar …

Düşüncenizi Paylaşın