Ekonomide Fırtına Bitti mi? Kasırga mı Yaklaşıyor? (Yeni OVP ön değerlendirmesi)

Ekonomide Fırtına Bitti mi? Kasırga mı Yaklaşıyor? (Yeni OVP ön değerlendirmesi)

2015 Kasım ayında Türkiye’nin sınır ihlali yapan Rus uçağını düşürmesi sonucunda özellikle hizmet ve ticaret sektöründe oluşan kayıplar Türk ekonomisini çok kötü vurmuştu. TÜSES (Türkiye Sosyal, Ekonomik, Siyasal Araştırmalar Vakfı) olarak hazırladığımız rapor ile krizin ekonomik boyutuna dair en kapsamlı ve ayrıntılı analizi sunmuştuk.

Bu rapor sonrasında 2016-2018 dönemi ile ilgili olan ve 11 Ekim 2015’te Resmi Gazete’de yayınlanan OVP ile ilgili bir çalışma yapmıştım. Çeşitli nedenlerle bu raporu o zaman yayınlayamamıştık. Ancak özellikle 15 Temmuz’daki darbe kalkışması sonrasında Türk Ekonomisini etkileyen sıradışı gelişmeleri de gözönüne alarak gündemi değerlendirmek gerekiyor.

Yayınlanmamış raporumuzdan birkaç not aktaralım:

Milli Gelir ve Büyüme

“2016-2018 OVP’de 2016 yılı GSYH 2 trilyon 207 milyar TL, 2017 GSYH 2 trilyon 489 milyar TL, 2018 GSYH ise 2 trilyon 770 milyar TL olarak hedeflenmiş olup dolar karşılıkları sırasıyla 736, 796 ve 854 milyar dolardır. Bu rakamlardan bakanlığın 2016 ortalama kurunu 3 aldığını görüyoruz. Irak ve Suriye’deki savaş, FED’in faiz arttırım olasılığı, emtia piyasalarındaki olumsuzluklar ve gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik problemler nedeniyle çok daha yüksek gerçekleşme ihtimali bulunmaktadır. Kişi başı milli gelir hesabı yapılırken doğal olarak sayıları 2-2,5 milyon olan Suriyeli mülteciler hesaba katılmamıştır. Ancak hükümetin çalışma izni ve vatandaşlık verme yönündeki politikaları ile nüfusun dışsal olarak artacağı ve kişi başı milli gelirin daha da düşeceği hesap edilmelidir.”

Tasarruflar

“Programda oldukça önemli bir kısım 2015’te 11,2% olarak gerçekleştiği tahmin edilen özel sektör tasarruf oranının 2016’da 13,1% 2017’de 13,4% 2018’de ise 13,8% olarak hedeflenmesidir. OVP’nin 79. Maddesinde yeni kurulması planlanan özel tasarruf mekanizmasından, 80. Maddede altın bankacılığından, 81. Maddede bireysel emeklilik sistemine otomatik katılımdan bahsedilmekte ve son olarak 242. Maddede kalkınma bankacılığından bahsedilmektedir. Sadece bu politika önerileri ile 11,2% olarak tahmin edilen özel sektör tasarruf oranının 13%’ler seviyesine çıkartılması oldukça güç görünmektedir. Özellikle ihtiyaç ve tüketici kredileri ile ilgili herhangi bir önlem planda yoktur.”

Kamu Harcamaları

“Asgari ücrette yapılan artışın işveren üzerinde oluşturacağı ilave maliyetin kısmen telafisine yönelik tedbir alınacak olması kamu harcamalarında bir iyileşme değil yük getirecektir. Kayıtdışı istihdam ve vergi adaleti ile ilgili yapısal düzenlemeler yapılmadan tek başına asgari ücrette yapılacak olan düzenlemelerin sağlıklı olamayacağı inancındayız. Kamu yatırım politikaları alanında mevcut projelerin devamı, iyileştirilmesi ve koordinasyonu dışında herhangi yeni bir politika önerisi yoktur. Oysa GSYH büyümesinde yatırımların tüketimden daha yüksek bir oran alması beklenmektedir. Özellikle kamu sabit yatırımlarında 2016 yılındaki büyüme beklentisi 0,4% iken 2017’deki 9,2% ve 2018’deki 5,7 % olup OVP’den anlaşılan 2016 yılında kamunun neredeyse herhangi bir sabit yatırım faaliyeti içinde olmayacağı anlaşılmaktadır. Halbuki, OVP 2 nolu bölüm olan Maliye Politikalarının 115. Maddesinde şu ifade edilmektedir;”Harcamalarda özellikle büyümeyi destekleyecek kamu altyapı yatırımlarına, bölgesel kalkınmaya, eğitime, Ar-Ge desteklerine ve teşviklere öncelik verilecektir.”

Dış Ticaret

“Planda ihracat (fob) 155,7 ve ithalat (cif) 210,7 milyar dolar olarak ifade edilmiştir. Özelde enerji, genelde emtia fiyatlarındaki hızlı düşüş nedeniyle ithalatta küçülme beklenmesi anlamlıdır. Ancak özellikle gelişmekte olan piyasalardaki küçülme bu piyasalara ara malı ve bitmiş ürün satan Avrupa Birliği (AB) ülkelerini de olumsuz etkilemektedir. Dünya ekonomisindeki resesyon riski nedeniyle ihracat’ın 143,9 milyar dolardan 155,7 milyar dolara çıkma ihtimalini gerçekçi bulmuyoruz. Açıklanan ocak ayı ihracat verileri de bu görüşümüzü doğrular niteliktedir zira 2015 ocak ayı ile mukayese edildiğinde artış bir yana ihracat rakamları 14,4 % azalmıştır.”

Enflasyon

“Enflasyon hedefi 2016 yılı için 7,5% olarak belirlenmekle birlikte 26 Ocak 2016 tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında bu hedefin yukarı doğru güncelleneceği bildirilmiştir. 3 Ocak itibariyle yıllık enflasyon 9,58% olarak gerçekleşmiştir. Emtia fiyatlarındaki düşüşün ve bunun sonucu olarak ithal kalemlerdeki tedrici düşüşün enflasyonu aşağı çekme ihtimali bulunmaktadır ancak kur hareketlerindeki volatilite, elektrik fiyatlarındaki düzenleme, gıda fiyatlarındaki artış ve asgari ücrete yapılan zam nedeniyle enflasyonun 8% altında kalması son derece zor gözükmektedir.”

İşgücü Piyasaları

“2016-2018 OVP’de işsizlik oranının 2015 ile aynı olması, buna karşı işgücüne katılım oranında 51,3%’ten 51,7%e artış beklenmektedir. Bu oranlar bizim açımızdan gerçekçi değildir. Sebebi ise özellikle turizm gibi niteliği düşük, niceliği yüksek istihdam potansiyel barındıran sektör gelirlerinde radikal düşüş beklenmesidir. Rusya krizi, terör, Ortadoğu ülkelerindeki petrol gelirlerindeki düşüş nedeniyle oluşabilecek turist adedindeki tedrici azalma bu düşüşün başlıca faktörleri arasındadır. İkinci olarak Suriyeli göçmenlere yönelik sağlanan çalışma ve iş kurma kolaylıklarının da hem işsizlik hem işgücüne katılım oranına olumsuz tesir etme ihtimali bulunmaktadır.”

Geçen yıl ocak ayında bunları yazmışım ve belirttiğim risklerin aşağı yukarı hepsi gerçekleşmiş.

Darbe kalkışması, Suriye ile savaş, OHAL, batı dünyası ile yaşanan gerginlik, S&P ve Moody’s not indirimi sonrasında 2017-2019 dönemini içeren OVP açıklandı. Yeni OVP ile ilgili kapsamlı bir analiz yapacağız ancak öncesinde hükümetin de göz önüne aldığına inandığım 3 önemli konuya bakmamız gerekiyor:

Öncelikle TCMB ödemeler dengesi istatistiklerine bakmamız gerekiyor. TCMB’nin para politikasında kullanabileceği likidite temmuzdan ağustos’a arttı bu da gayet doğal zira özellikle turizm gelirleri ne kadar düşse de ağustos ayında diğer aylara göre daha yüksek döviz girişi olur. Eylül rakamlarını sanırım 24 ekim haftası göreceğiz.

İkinci konu ABD başkanlık seçimleri. Trump’ın kazanma ihtimali düşük gözüküyor ancak ABD seçim sisteminde belirleyici olan “Swing States” içinde temsilci sayısı yüksek eyaletlerden Florida başa baş gözüküyor yani kabus senaryosunun gerçekleşme ihtimali küçük de olsa hala var. Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi global ekonomiyi derinden sarsabilir zira bilindiği üzere Trump’ın Çin, Meksika ve islam coğrafyası ile ilişkilere dair nevi şahsına münhasır düşünceleri var.

Son olarak Aralık ayı FED toplantısı. Burdan 0.25’lik bir faiz artışı  not indirim etkileri ve azalan döviz rezervleri ile birleşirse Türk ekonomisi oldukça sıkıntılı günler yaşayabilir diye düşünüyorum.

1975 İstanbul doğumlu olan Bilgehan Baykal, İTÜ Makina Mühendisliği Bölümü'nü bitirdikten sonra sırasıyla University of Maine’de Pre-MBA, İngiltere’de Henley Management School’da MBA ve Marmara Üniversitesi’nde kalkınma iktisadı üzerine yüksek lisans yaptı. 2016 yılında Marmara Üniversitesi'nde Avrupa Birliği iktisadı üzerine doktorasını bitiren Bilgehan Baykal, 20 yılı aşkın süredir bilişim sektöründe hem yerel hem çok uluslu şirketlerde yöneticilik yapmıştır. 2008-2015 yılları arasında Radikal, Birgün, Yeni Harman, Techinside gibi mecralarda köşe yazıları yazan Bilgehan Baykal "Teknik Değişimin Ekonomisi" kitabının yazarları arasındadır. Baykal, TÜSES Vakfı Yönetim Kurulu üyesidir.

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Bu degerlendirmelerinizi giderek gucunu yitiren kuresellik kavraminin getirecegi yeni durumlari da kale akarak yenilemeniz gerekebilir!

Düşüncenizi Paylaşın